İslam Kardeşliği Bilinci

11 Haziran 2010 Yazan  
Kategori Risaleler

Her samimi Müslüman gerek ibadetleri gerekse sosyal hayatını düzenleme ve insan ilişkileri noktasındaki metodunu Resulullah (sallallahu aleyhi ve selem)’den alır. Tüm hayatını ve hayatının içine aldığı her şeyi ona göre tanzim eder ve ona göre de toplumsal yaşamına bunları aksettirir.İşte bu konumuzda da ölçümüz ve değerlerimizi alacağımız metod da şüphesiz bu kaynak olacaktır.

İslam tarihine ve gelişmelerine bir bir baktığımızda göreceğiz ki Resulullah (sallallahu aleyhi ve selem) insanları ilk olarak davet ettiği şey Allah’u Teala’yı birlemeye yani onu Tevhid’e davet etmiş ve tevhid bilincini insanlara aşılarken de bundan hemen sonrasında İslam Kardeşliği konusunda çevresindeki Müslümanları teşvik etmiştir.

Malum olduğu üzere, o zamanki Arap toplumunda yaygın bir şekilde kavmiyetçilik hüküm sürmekteydi ve bu düzen içinde yetişmiş olan insanlar önceliklerini yine kendi kavminden olanlara, hısım ve akrabaya göre ayarlıyorlardı. Yine bilineceği gibi Resulullah (sallallahu aleyhi ve selem) ilk olarak bu kavmiyetçilik duygusunu hedef alarak Müslümanlar’ın önceliğinin İslam kardeşliği olması gerektiği ve mümin kardeşini kavmine veya akrabalarına tercih etmesinin gereğini aşılamıştır. Çünkü cemaat olabilmenin yolu öncelikle kardeşlikten, insanların birbirini Allah için sevmesinden geçecekti. Aksi halde tevhid’i tek başına yaşamak, dayanışma ve sevgi olmaksızın İslam’ı hakim kılmak bir hayli zor olacaktı. Devamını oku

Ölülerden Yardım İsteme

10 Haziran 2010 Yazan  
Kategori İslam Akaidi

Şirk ve çeşitleri hakkındaki diğer bir mesele de kabir tapıcılığı veya ölülerden yardım isteme şirkidir ki yaşadığımız toplumda çok yaygın ve en çok rağbet edilen şirk çeşididir. Genellikle bilgisiz ve cahil halk tarafından gerek üniversite ve benzeri imtihan zamanında ve gerekse de diğer günlerde milletin akın akın kabirlere koşarak oralarda yatanlardan yardım istemek sureti ile şirk bataklığına bulaşmaktadır. Günümüz şeytani, batıl bir çok tarikat ehlinin de sıklıkla şirke girdiği alanlardan birisidir ki zaten kafirliğin öncüsü ve yaygınlaşmasına sebebiyet veren asıl unsur bunlardır.

İbni Kayyım Rahimetullhi Aleyh şöyle der:
“Şirk çeşitlerinden birisi de, kişinin ölülerden yardım beklemesi, onlardan ihtiyaçlarının giderilmesini istemesi ve onlara yönelmesidir. Bu şirk türü, esas bakımından dünyadaki şirkin temelini oluşturur. Halbuki, ölen kimsenin kendisine bile menfaat sağlamaya ya da bir zarar vermeye gücü yetmez. Durumu böyle olan biri, nasıl olur da imdada koşup yardım edebilir veya bir ihtiyacı giderebilir? Devamını oku

Zatu Envat ve Mahkeme

04 Haziran 2010 Yazan  
Kategori Risaleler

Nasıl olur ve nasıl irtibatlandırılır? demeyin! İnsan istedikten sonra ve bir de üstüne üstlük zaten minareyi çalmış durumundaysa mecburen, haksız bir iddia da olsa kılıf biçmek için irtibatlandırır. Bu irtibatı zatu envat hadisi ile irtibatlandıranların Fahreddin Razi’nin Nisa suresi 60. Ayeti hakkındaki görüşlerini açıklarken “Bir küfür gibi” cümlesinin “gibi”sinden bu irtibatlandırmayı yaparlar. Fahreddin Razi’nin ilgili görüşünü bir başka konuya bırakacağımızı burada üstün körü değinmemizin sebebinin ise sadece “küfür gibi” ifadesi olmasından ötürü okuyucunun anlamasını kolaylaştırması için belirttik. İddia edenler zatu envat hadisi ile delil getirirken tağut’un mahkemesine gitmenin ancak bir “küfür fiili gibi” olduğunu dolayısı ile gerçek küfür olmadığını belirtmeleri sebebiyledir.

Günümüzde Tevhid Ehli olduğunu iddia eden bu kişiler “cehalet” konusunda yaslandıkları, ancak kendilerine bir delil olmaktan çok aleyhlerine bir delil olan Zat’u Envat hadisine sarılan bir başka müşrik grubu olarak önümüze gelmiş bulunuyor.

Onlara göre tağut’un mahkemelerine bir Müslüman gaspedilen bir hakkını almak için, o mahkemelerin tağutluğunu inkar etmeksizin, verdiği hükümün de İslam’a göre uygun bir hüküm olmayacağını bilerek gitmesinin küfür fiili olmayacağıdır. İşte bu yazımızda da bu iddia ve iddia’ya konu olan Zat’u Envat hadisini ele alıp aslında mahkemeci tevhidciler’in iddiasının kup kuru bir zan ve ilime dayanmaksızın ortaya attıkları bir iddiaları olduğunu göreceğiz inşallah. Devamını oku