Önemli!!!

Sitede yer alan yazılar bunları yazan yazarlar gibi düşündüğümüzü göstermez. Bizler sadece Hakk olana tabi olur Hakk çizgisi dışındaki her şeyi reddederiz, şahıslardan çok yazıların değerlendirilmesini, eğer hata, kusur ve haram olduğunu düşündüğünüz konular olursa Muvahhid bir Müslüman'a düşen uyarmaktır. Üyeliksiz yorum yaparak bu uyarıyı bizlere yapabilirsiniz. Unutmayın her yazarın itikadı bizi bağlamaz aslolan yazılanlardır, doğruyu gördüğümüz yazıları yayınlarız.

Son Yorumlar

Tağut’u Reddetmey...
Allah razi Olsun Kar...
Mahkemeci Tevhidcile...
Muhakeme ile alakal...
Esselamualeykum Tevh...
Çok teşekkürler

Hızlı Menü




Son Videolar

Fethullah Gülenden Açık Küfür
Bir Kafire Küfrü Nasıl İtiraf Ettilir
İnanan Türk Milleti ile Kafir Milletin Ayrımı
İslam Davası Zordur
Get the Flash Player to see this player.

İkrah İbn Hacer El-Askalani’nin yaptığı tarifle “Başkasını yapmak istemediği bir şeyi zorlamak anlamına gelir.”1 İkrah kelimesi [krh] kökünden yani (kaf-ra-ha) harflerinden türetilmiş bir kelimedir. Arapçada bu kökten türeyen kelimeler bir şeyi istememek, bir şeyden tiksinmek hoşuna gitmemek gibi anlamlar ihtiva ederler. Bu kökten gelip Türkçede kullanılan bazı kelimeler misal verecek olursak mesela “mekruh” Şeriat nezdinde hoş görülmeyen filer ifade eder. Keza bir şeyi kerhen kabul etmek veya yapmak, istemeyerek hoşa gitmeyerek yapmak demektir. Anlaşılacağı üzere ikrah kavramı, kişinin normal şartlarda yapmayacağı bir şey tehdit ve baskıdan dolayı iğrenerek ve benimsemiyerek yapmasını ifade etmek için kullanılan bir kavramdır. İkrah meselesiyle alakı alimler bir çok görüş beyan etmişlerdir. Bir çok söz sarf etmişlerdir. Neticede ikrahın tarifi, sınırları, hangi konularda geçerli olacağı gibi olanlardan birbirinden farklı ve de çelişir gibi görünen bir çok görüş ortaya çıkmıştır. Bu konuda icma ettikleri meselelerde olmuştur.

İbn Mesud (R.a.):
“Herhangi bir söz benden iki kamçıyı savuşturuyorsa onu söylerim”2 derken başkaları ise ikrahın sınırını biraz daha dar tutmuştur. Eğer kişi ikrah meselesinin hakikatini idrak edemezse bu konuda alimlerde nakledilen sözleri anlamakta zorlanır.

Devamını oku...


Bu mesele Allah’a iman ve tağutu  red konusuyla sıkı sıkıya bağlı olduğu için, İslâm alimleri, bu bakımdan Allah’ın kitabı ve Rasûlünün Sünneti dışında herhangi bir şeyle muhakeme olanlara sadece bir tek hüküm vermişlerdir: Müşrik ve kâfirdir. Onlara bu hükümden başka bir hüküm vermemişlerdir. Maalesef zamanımızda müslüman olduklarını iddia eden hakim olsun, hükmedilenler olsun çoğunun durumları böyledir.

Şeyh Ahmed Şakir şöyle diyor:

Daha önce İslâm’ın hakim olduğu bir takım ülkelerde bugün bir takım kanunlar görüyoruz. Avrupa kökenli olan bu kanunlar bazı hususlarda İslâm şeriatine uygun olsa bile gerek esasta olsun gerek teferruatta olsun İslâmla çelişir. Hatta İslâm’ı yıkıp ortadan kaldıracak ve ona ters olan unsurlarla doludurlar.

Bu gerçek, kendisini aldatan veya din hususunda cahil olan ya da bilmeden İslâm’a düşmanlık yapan kimseler hariç herkes için açıktır, bedihîdir. (Tabiki bunlar bahsi geçen hallerin geçerli sebepler olduğunu tanımlamaz)

Şimdi günümüzdeki bu meselenin iç yüzünü ortaya koyacak olan İmam Şafii (r.a.)’nin dakik bir kaidesine göz atalım. Ancak ne varki, bu fıkhi kaide, Allah’ın hükümleri dışında hüküm vazeden ve onları uygulayanlar hakkında ortaya konmamıştır. Çünkü o dönemde İslâm ülkeleri utanç verici böyle bir durum ile karşı karşıya kalmamışlardı.

Devamını oku...