Mevlâ’ya şükürler olsun; tebliğ ve davet etmek için mevzu aramaya, fikir toplamaya ihtiyacımız yoktur. Bitip tükenmeyen Kitab’ımız, geniş hazineye sahip hadislerimiz, büyüklerimiz tarafından söylenmiş hikmetli sözlerimiz vardır. Bunları tebliğ edecek hoca kardeşlerimiz ve dava adamı müslümanlarımız da vardır. Keza; bulunduğumuz yerlerde ve bölgelerde tebliğ etme imkan ve hürriyetine de sahibiz. Kimseden korkumuz yoktur. Günümüzün dünyasının ve tekniğinin hazırladığı geniş imkanlar ve geniş tebliğ vasıtaları!..

0 halde her şey var! Bize düşen sadece mevcut mevzularımızı, mevcut elemanlarımızla, mevcut tebliğ vasıtalarını kullanarak tebliğe muhtaç mevcut insanlara duyurmak ve ulaştırmak ve bu hususta hamleler yaparak, Allah’ın verdiği bu imkan ve bu nimetlerin şükrünü yerine getirmektir. Gayret bizden tevfik Cenab-ı Hak’tandır!

Eğitim ve tebliğ vasıtaları:

1- Ders verme:

Gerek okul çağındaki çocuklara ve gerekse cami cemaatına Kur’an dersi, lisan dersi, tefsir, hadis, siyer gibi dersler vermek suretiyle müslümanları tenvir etmelidir. Vaiz ve imam arkadaşlarımız bu imkânları kullanmalı, bu fırsatları değerlendirmeli ve her geçen gün cemaatinin mevcut bilgilerine yeni yeni ilimler katmalıdır. ,,Damla damla göl olur” der atalarımız. Sene şemsi takvime göre elli iki haftadır, 365 gündür. Cemaat haftada iki mesele veya günde bir mesele öğrense bir senede yüzlerce mesele öğrenmiş olur.

İlim öğrenmek aynı zamanda ibadettir. İbadetin efdali ise, az da olsa, devamlı olanıdır. İlim meclisleri cennetin birer bahçesidir. İlimden bir bab öğrenmek bin rekat namazın sevabından sevabı daha fazladır. İlim halkasına oturanları melekler ziyarete gelir ve onları tavaf ve tebrik ederler. Dinimiz ilim tahsili için belli bir zaman tanımamış, ,,Beşikten mezara kadar ilim arayın” demek suretiyle bu babda zaman ve mekan sınırlarını aşmıştır. İlim yolunda atılan adımları cihad saymış, ilim tahsil ederken ölenleri şehid addetmiştir.

İşte İslam’ın ilme ve ilim öğrenmeye verdiği önemi, hocamız kürsü ve minberlerden sık sık anlatmak suretiyle bir merak, bir alâka ve bir aşk uyandıracak ve nihayet onları bu uğurda harekete getirip seferber edecektir ve etmelidir. Böyle yapması imamımızın asıl görevlerinden biri ve hatta birincisidir ve Allah indinde sorumludur. Bunun hesabını veremez. 0 halde ne yapacak? Yerinde sayma değil, hamle yapacak, yukarıda dediğimiz gibi günün belli saatlarında dersler verecek, cemaatini her yönüyle yetiştirip onları da tebliğ sahasında seferber edecektir.

2- Konferanslar:

Eğitim ve tebliğ vasıtalarından biri de konferanslar ve seminerlerdir. Şükürler olsun Mevlâ’ya! Cemiyet ve cemaatlarımız konferans işlerine de önem veriyor, paralar verip salonlar kiralıyor, konferans verecek kardeşlerimize ricada bulunuyor, onları yerlerinden alıp götürüp getiriyor ve her türlü masrafı üzerlerine alıyorlar.

Öbür taraftan, diğer müslüman kardeşlerimiz ve vatandaşlarımız kilometrelerce mesafeler kat ederek ve istirahatlarını terk ederek bir araya geliyor, bir çatı altında toplanıyor ve bir cemaatı kübra meydana getirmiş oluyorlar. Ne mühim bir fırsat ve ne büyük bir imkan! Bütün mesele konferanscımıza ve hoca efendilerimize düşüyor. Bu mühim fırsatı azami derecede değerlendirmelidirler. Yoksa vebale girerler. 0 halde yapacakları işler vardır, alacakları tedbirler, dikkat edecekleri hususlar vardır. Bunlardan bir kısmını maddeler halinde sıralıyalım:

1- Tertip komitesi, konferansın zamanını ve yerini çok iyi seçecek, etrafa duyurmak üzere daha önceden davetiyesini gönderecek, afişlerini asacak ve diğer ilan etme vasıtalarını seferber edecektir.

2- Konferansın programı, tertip komitesi tarafindan çok güzel bir şekilde hazırlanacak; hatiplerin isimleri, konuşacakları mevzular, kendilerine ayrılan zaman, konferansın başlayış ve bitiş saatleri programda gösterilecektir.

3- Hatip cemaatin ihtiyacını daha önceden tesbit edip ona göre mevzuunu seçecek, gündeme onu getirecektir.

4- Gündeme getireceği mevzuu, daha önceden kaynaklarına dayanarak çok iyi hazırlayacaktır.

5- Hazırladığı mevzuu, dinleyicilerine aktarırken anlayabilecekleri dil, ifade ve üslubu kullanacak, suni edebiyat yapmaktan sakınacaktır.

6- Konuşurken lüzumundan fazla bağırıp, tertip ve insicamı bozmayacaktır.

7- Vuracağı yeri bilecek, durulması gereken yerlerde de duracaktır.

8- Dinleyicileri rencide edecek isim zikretmekten ve şahsiyet yapmaktan sakınacaktır.

9- Kendisine ayrılan zamana göre konuşmasını ayarlayıp bitirecektir. Ve kendisinden sonra konuşacak arkadaşın hakkına tecavüz etmeyecektir.

10- Yaptığı etraflı konuşmanın derli toplu bir şekilde bir özetini verecektir.

11- Yaptığı konuşma ve ifadelerinde hatalı buldukları veya itiraz edecekleri noktalar varsa, yazılı ve imzalı olarak salondan çıkmadan kendisine vermelerini veya mektup yazarak arkadan göndermelerini, buna yerden göğe kadar hakları olduğunu, böyle değil de arkadan, dibde köşede dedikodu yapmalarının günah olacağını dinleyicilere söyleyecektir.

12- Hatip; sevaplarının kat kat olması için sonraki konferanslara yalnız gelmeyip gençlerini de mutlaka beraber getirmelerini ve ayrıca cami ve cemaate alışmamış kimselerden, hiç olmazsa bir kişiyi de yanlarında getirmelerini dinleyicilerine söyleyecek ve onlardan Allah rızası için bunu isteyecektir.

13- Konferansı tertip edenlere de, evini, istirahatını terkedip, davete icabet ederek gelen dinleyicilere de teşekkür edecek, konuşmasının her yönden faydalı olması için dua ve niyazda bulunacak, Allah’a hamd ederek ve selam kelimesini söyleyerek kürsüden ayrılacaktır.

Dava kardeşlerimizin de bildikleri gibi, İslam bir nizamdır. Her şeyin nizamlı ve düzenli olmasını müslümandan istemektedir. Buna binaen, müslümanlar; her sahada, her hizmet kolunda gelişi güzel değil de planlı programlı hareket edecekler, zaman israfına ve herhangi bir karışıklığa meydan vermiyecekler, bilerek belli ederek az zamanda çok şeylerin verilmesini, çok hizmetin yapılmasını sağlayacaklardır.

Cenab-ı Hak Bakara suresinin 148. ayetinde, ,,Hayır yollarında müsabakaya girişin (yarış yapın, birbirinizi ileri geçmeye çalışın)!” diye buyuruyor.

Peygamberimiz de, ,,Biriniz bir iş yaptığı zaman o işi sağlam ve muhkem yapmasını şüphesiz ki, Allah sever.” (Tabarani filkebir)

,,İş yapanın, yapacağı işi düzgün ve güzel yapmasını muhakkak ki, Allah sever.” (Tabarani filkebir)

Ayet ve hadislerden açıkça anlıyoruz ki, bir müslüman herhangi bir iş yaptığı zaman, aynı zamanda Allah’ın sevgi ve muhabbetini kazanmak istiyorsa, o yolda yarış yaparcasına o işi her yönüyle muhkem, sağlam, düzgün ve güzel yapacaktır ve yapmalıdır.

3- Radyo ve televizyon:

Radyo ve televizyon Mevlâ’mızın ne büyük nimetleri, ne büyük tebliğ vasıtalarıdır. Dere tepe demeyen, uzak yakın aramayan, her insanın evine girebilen, yüzlerce tebliğcinin, binlerce ulemanın yapamadığını yapan yayın vasıtalarıdır!..

Teşkilat olarak bu sahada da bir atılım, bir hamle yapmaya mecburuz. Çünkü, şer ve dalalet ehli tahribatlarını bu yolla yapmakta ve kötü tesirlerini kıtalar arası bu vasıtalarla icra etmektedirler. Düşman mâneviyatı ve ahlakî değerleri bu korkunç yayın vasıtalarıyla yıkarken bizlerin cami kürsüsü ve minberlerinden bunlara mukabelede bulunmamız neye benzer? Uzun menzilli topların attığı güllelere karşı sapan taşı ile karşı koymaya benzer. Binaenaleyh, bu yolda bir hamle yapılması ve imkânların aranması elzemdir. Önemine binaen, hemen araştırmalara girmekte faydanın da ötesinde zaruret vardır. Cenab-ı Mevlâ, bizim hiç hatır ve hayalimize gelmeyen imkanlar halk etmeye ve lutfetmeye kadirdir ve va’di sarihtir. Şer kuvvetleri gizli ve aşikâr bu imkânlardan âzamî derecede faydalanmaktadırlar. Bizim de aynı yollardan ve imkânlardan neticeler alacağımıza kanaat-i acizanem vardır. Nitekim arkadaşlarımız Hollanda’da yüz kilometre çapında bir sahaya yayın yapmaktadırlar. Bugün için hayal gibi gözüken şeyler bakıyorsunuz ki, yarın kuvveden fiile çıkmıştır ve hizmet sahasına girmiştir.

Bu itibarla; cesaretle imkanlar aranmalıdır, hatta şartlar zorlanmalıdır. Olursa feni’mel-matlub, olmazsa o yöndeki mesuliyetten o zaman için kurtulmuş oluruz. Ve en azından bir zararımız olmaz. Teşebbüs bizden, muvaffakiyet Cenab-ı Hakk’ tandır.

4- Video ve kaset çalışmalarında hamle:

Günümüzün neşir ve yayın vasıtalarından biri de bantlardır. Bu vasıtalardan da azamî derecede faydalanmaya, cemaatimizi de bu yönde harekete geçirip dinledikleri vaazları bantlarla mutlaka tesbit etmelerini sağlamaya çalışmamız, vaaz ve hutbelerimizde bu hususu sık sık gündeme getirmemiz lazımdır.

Bunlar güzel şeylerdir, Allah’ın ne büyük nimetlerindendir. Şer kuvvetleri, bunları şerde kullanıp, din ve iman tahribatını yaparlarken bizler bunlardan faydalanmayı nasıl ihmal ederiz, nasıl bunlar üzerinde durmayıp, cemaatimizi video-kaset çalışmalarından mahrum ederiz?!.

0 halde Kur’an tebliğatını üzerine alan merkez ve taşra teşkilatımız bu önemli neşir ve yayın vasıtalarına da son derece ehemmiyet vermeli, camii kürsülerinde, konferans salonlarında ve gösteri toplantılarında; ilmî, heyecanlı ve vurucu konuşmaları heba etmemeli ve kaçırmamalıdır. Bu konuşmalar, aynı zamanda bir feyiz ve zuhurat eseri olan konuşmalar olabilir; her zaman mümkün olmayabilir. Binaenaleyh bunları olduğu yerde bırakıp havaya uçurmak hiç de doğru değildir. Bunlar hem tarihi bir hatıra olur hem de o günün ve yarınların birer vaaz ve nasihati olarak sürüp gider...



Yazarın diğer yazılarını göster >>