İSLAMA GİDEN YOL

Dini Delilleriyle Yaşamak

Derleyen: Ebu Miskin

 

Rahman ve Rahim Olan Allah'ın Adıyla

ÖNSÖZ

Allahu Teâlâ’ya hamdolsun. Yalnız O’na şükreder, O’ndan yardım ister ve yalnız O’nun bağışlamasını dileriz. Nefislerimizin şerrinden, kötü amellerimizden O’na sığınırız. Allah Teâlâ kime hidayet ederse onu saptıracak, kimi delâlete düşürürse ona hidayet edecek yoktur.
Şahadet ederiz ki; Allahu Teâlâ’dan başka hiçbir ilah yoktur ve Hz. Muhammed aleyhisselam O’nun kulu ve Rasûlüdür.
Rasulullah dönemindeki cahiliyet nizamına tekrar duçar olmamıza ve nükseden sapıklıklara, Tevhid üzere hitap eden delilleri beyan etmeden önce şunları anlatmaya gerek duyuyoruz.

Akide dinin temelidir… Akideyi ise “La ilahe illallah Muhammedun Rasûlullah” Kelime-i Tevhidi oluşturur.
Binanın temeli nasıl binayı ayakta tutuyorsa, dini ayakta tutanda akidedir. Kişinin akidesi ne kadar sağlam olursa, dini de o derece sağlam olur. Bu sebeple, akidedeki herhangi bir boşluk veya bozukluk dinin yıkılmasına ve dolayısıyla işlenen amellerin boşa gitmesine neden olur. Aynı bina örneğindeki gibi…

Bir bina ne kadar güzel olursa olsun… Ne kadar özenle inşa edilirse edilsin… Temeli sağlam olmadıkça yıkılmaya mahkûmdur. Kişi de ne kadar salih amel işlerse işlesin, Allah’a yaklaşmak için ne kadar çok ibadet ederse etsin, eğer akidesinde bozukluk varsa yapmış olduğu amel ve ibadetler boşa gidecek, kendisine hiçbir fayda sağlamayacaktır.
Çünkü amel ve ibadetleri geçerli veya geçersiz kılan akidenin sağlamlığı ya da bozukluğudur.
Allah (c.c.) şöyle buyuruyor:
“Yaptıkları her işi ele alır, onu toz duman ederiz.” (Furkan Suresi 23. Ayet Meali)

“İnkâr edenlerin amelleri engin çöldeki serap gibidir. Susayan kimse onu su zanneder. Fakat oraya geldiğinde hiçbir şey bulamaz. Orada Allah’ı bulur ve O’da hesabını görür. Allah hesabı çabuk görendir.” (Nur Suresi 39. Ayet Meali)
Allahu Teâlâ bu ayeti kerimelerde, kâfir ve müşriklerin namaz, oruç, hac, sadaka ve buna benzer ibadetlerini, içinde bulundukları küfür ve şirk nedeniyle kabul etmeyeceğini bildirmektedir.
Abdullah İbn-i Mes’ud radiyallahu anha rivayetinde Rasulullah aleyhisselam şöyle buyuruyor:
“Kim Allah’a eş koşarak ölürse cehenneme girer.” (Sahih-i Buharî No:618)

Ebu Hureyre (r.a.)’den Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
Hz. Ebu Hureyre radiyallahu anha anlatıyor: “Rasulullah aleyhisselam buyurdular ki: “Allahu Teâlâ hazretleri diyor ki: “Ben ortakların şirkten en müstağni olanıyım. Kim bir amel yapar, buna benden başkasını da ortak kılarsa, onu ortağıyla baş başa bırakırım.” [Müslim, Zühd 46 (2985)]
İbn-i Mes’ud radiyallahu anha anlatıyor:
“İman edenler, bununla beraber imanlarına zulüm bulaştırmayanlar var ya, işte (ancak) onlardır ki korkudan emin olmak hakkı kendilerinindir. Onlar doğru yolu bulmuş kimselerdir.” (En’am Suresi 82. Ayet Meali) ayeti indiği zaman bu ayet müslümanlara çok ağır geldi ve:
“Hangimiz nefsine zulmetmiyor? (mahvolduk!)” dediler. Rasulullah aleyhisselam;
“Hayır, burada kastedilen o değil, şirktir. Lokman’ın oğluna olan şu sözünü işitmediniz mi?: “Oğulcuğum, Allah’a şirk koşma, zira şirk büyük zulümdür.” (Lokman 13) [Buharî, İman 23; Enbiya 41; Tefsir En’am 3; Tefsir, Lokman 1; İstitâbe 1, 9; Müslim, İman 197, (124); Tirmizi, Tefsir, En’am (3029)]

Öyleyse Allah’ın azabından korkup vereceği rahmeti umanların, her türlü şirkten kaçınıp amellerine hiçbir şirk ve küfür unsuru karıştırmamaları gerekir.



Yazarın diğer yazılarını göster >>