İslamda Askerliğin Hükmü 4
Şeyhu’l İslam İbni Teymiyye’nin üzerinde bulunduğumuz mesele ile alakalı ikrah konusu hakkında çok güzel bir açıklaması vardır. Şöyle ki, bir Müslüman’ın savaşa çıkmaya zorlansa bile kafirlerin safında savaşmasının caiz olmadığını beyan ederken şöyle demektedir: “Bundan maksat, fitne dönemimde savaşa zorlananların savaşmasının caiz olmaması ve hatta silahını bozup mazlum olarak öldürülene dek sabretmesinin gerekliliğidir. Öyleyse zekat vermeyenler, mürtedler vb. İslam şeriatına karşı çıkan bir grupla Müslümanlar’a karşı savaşmak üzere yola çıkarılan kimsenin durumu nasıl olur? Kuşkusuz böyle bir durumda olan bir kimse savaş meydanına zorla getirilse: Müslümanlar onu öldürseler bile savaşmaması gerekir. Örneğin kafirlerin, Müslümanlarla savaşması için böyle bir kimseyi kendi saflarına zorla getirmeleri yada birisini masum olan bir Müslüman’ı öldürmeye zorlamaları gibi bir durumda; Müslümanların ittifakı ile –ölümle tehdit etse bile- onu öldürmesi caiz değildir. Çünkü masum olan bu kişiyi öldürmekle kendisini koruma altına alması bunun aksinden daha iyi değildir. Kendisinin öldürülmemesi için zulüm ile onu öldürmesi hiçbir şekilde caiz değildir. Hatta böyle bir şey yapacak olursa Ahmed, Malik ve iki görüşünden birisinde Şafii gibi alimlerin bir çoğunun yanında kısas hem zorlayana hem de zorlanana uygulanır. Ebu Hanife ve Muhammed gibi diğerlerinin yanında ise kısas sadece zorlayanadır. Züfer gibi bazı ilim adamları da demişler ki, kısas sadece zorlananadır. Ebu Yusuf ise kısas yerine diyet ile tazminatı gerekli görmüştür, kısası gerekli görmemiştir.”
Şeyhu’l-İslam İbni Teymiyye, “Minhacu sünnetun-nebeviye fi nakdi kelamuş-şiatil kaderiye” adlı eserinde; zorla da olsa. Müslümanlara karşı savaşmak için müşriklerin safında savaşa çıkan kimsenin kafir olacağını, kafirlere uygulanılan hükmün ona da uygulanacağını ve kıyamet günü niyeti üzerine diriltileceğini ifade etmiştir. Şöyle diyor: “Bazen savaşırlarken, aralarında imanını gizleyen bir mümin bulunabilir. Onlarla birlikte savaşa katılmıştır veya hicret imkanı bulamadığı için savaşa zorla çıkarılmıştır.
Bu kimse kıyamet gününde niyeti üzerine diriltilecektir. Sahih bir hadiste Nebi (s.a.v) şöyle buyurmaktadır: “Bir ordu Kabe’ye saldırır. Onlar geniş bir arazide iken yerin dibine batırılırlar.’ Denildi ki: ‘Ey Allah’ın Resulü, ama onların arasında zorla çıkarılanlar da bulunuyor?’ bunun üzerine Resulullah (s.a.v): ‘Onlar niyetleri üzerine diriltileceklerdir.’ Buyurdu.” Bu zahire göre hüküm vermedir. Her ne kadar öldürülse ve kafirlerin hükmü ile hüküm olunsa da Allah’u Teala onu niyeti üzerine diriltecektir. Aynı şekilde aramızdaki münafıklarda zahirlerine göre İslam ile hüküm olunurlar, kıyamet günü ise niyetleri üzerine diriltilirler. Kıyamet günündeki cezalar kalplere göre verilir sadece görünümlere göre verilmez. Bu nedenle Abbas’ın şöyle dediği rivayet olunmuştur: “Ey Allah’ı Resulü, ben zorla çıkarılmıştım!” Resulullah (s.a.v) ‘Senin durumunun zahirinden anlaşılan bize karşı olduğundur. İçini ise Allah’a bırakırız.”
Aynı sözlerini “Mecmuu’l-Fetava’da da tekrar etmiştir.
Bu Meselenin Hülasası:
Muhakkak ki, kafirlerin saflarında savaşa çıkan veya tağutların saflarına katılan ya da söz ve fiille onlara destekçi olanların hakkındaki şer’i hüküm: bu kişilerin fert fert tayini olarak kafir olmalarıdır. Bu hüküm, yalnızca kafirlerin ve müşriklerin saflarında savaşanlar için geçerli değildir. Bilakis aynı şekilde, söz ve fiilleri ile mürted yöneticilerin yardımcıları ve destekçileri olanlar için de geçerlidir.
İmam İbni Hazm “el-Muhalla” adlı eserinde, kendi isteğiyle küfür ve harbi bir beldeye; karşısına çıkan Müslümanlarla savaşmak için gidenlerden bahsederken şunları söylemektedir: “Eğer orada, Müslümanlara karşı savaşıyor ve yazı veya herhangi bir hizmet ile kafirlere yardımcı oluyorsa böyle bir kimse kafirdir. Eğer –Müslümanların topluluğuna ve topraklarına katılmaya gücü yettiği halde- orada sadece dünyalık bir çıkar için duruyorsa, yani onlar için adeta bir zimmi konumundaysa küfürden uzak olamayacaktır. Allah’tan selamet diliyoruz…” Devamla şöyle diyor: “Kendi isteğiyle Karamitiler’in yurtlarında yaşayanlara gelince, şüphesiz böyle bir kimse kafirdir. Çünkü onlar küfürlerini ve İslam’dan yüz çevirdiklerini ilan etmektedirler. Bundan Allah’a sığınırız.” Daha sonra şunları söylüyor: “Eğer savaşçı bir kafir, Müslümanların yurtlarından birisini ele geçirir ve ona teslim olanları oldukları hali üzere bırakırsa, fakat oranın tek yöneticisi ve düzenleyicisi kendisi olmakla birlikte İslam’dan başka bir din’i ilan ederse; onunla beraber ikamet eden ve ona yardımcı olan herkes sadece orada kalmakla kafir olur. Müslüman olduğunu iddia etse bile…”
Diğer Sayfaları Oku: 1 2








Yorumlar
Yorumlarınızda resiminizin gözükmesi için, gravatar a abone olun!
Üyeliksiz yorum yapma seçeneği ehli küfr'ün sokak ağzı ile küfür eden yorumları nedeniyle kapatılmıştır. O nedenle yorum yapacak olanların öncelikle siteye üye olmaları ve giriş yapmaları gerekmektedir. Anlayışınız için teşekkür ederiz.