Mahkemeye Cevaz Reddiyesi 2
Öncelikle yazımızın birinci bölümünü okumayanlar mahkemeye cevaz reddiyesi 1 isimli konudan başlaması çok daha uygun olacaktır.
Üçüncü Bölüm: İbn Hazm Kimdir?
İbn Hazm (rahimehullah)’ın aşağıdaki sözleri kendisinin murad ettiği şekilde anlayabilmek için öncelikle onu ve fıkhını az da olsa bilmek gerekmektedir.
İbn Hazm’ın asıl adı: Ali b. Ahmed b. Said b. Hazm b. Galib b. Salih b. Halef b. Ma’den b. Süfyan b. Yezid el-Farisi el-Endülüsi el-Kurtubi el-Yezidi’dir. (ez-Zehebi, Siyer’u A’lam’u Nubela: 18/184 [Beyrut, Muessesetü’r-Risale, ts] ) 384/994 yılında doğmuş, 456/1064 yılında vefat etmiştir.
İbn Hazm (rahimehullah) hem asli hem de fer’i meselelerde nass’ların zahirine itibar eder. Nassların zahirleri gibi delaletlerinin de açık olduğunu savunur. Akideye ait meselelerde nassları tevil etmeksizin zahiri üzerine alır. Ahad hadisi, akideye ve fıkha ait meselelerde delil olarak kabul eder. Taklidi, avam için dahi reddeder ve bunun haram olduğu görüşünü benimser. Bu konuda şöyle der: Devamını oku
İman Kapısının Kılavuzları 1
İman kapısından girebilmek için öncelikle o kapıya ulaşmak lazım ki günümüzün saptırıcı önderleri, belamların çokluğu göz önüne alındığında ve hepsinin ellerinde birer iman kapısı tarifi olduğuna göre insanları iman dairesine sokacağını iddia eden kapıların ne kadar da fazla ve davetçilerinin sayısının ne kadar çok olduğunu tespit etmek o kadar da zor olmasa gerek. İşte bu batıl kapıların çokluğu karşısında iman’a götürecek olan kapının da tek olduğu düşünüldüğünde samimi olarak hakkı arayanların aslında ne gibi büyük tehlike ile karşı karşıya olduğunu toplumun geldiği noktadan da rahatlıkla anlayabiliyoruz. Devamını oku
Zatu Envat ve Mahkeme
Nasıl olur ve nasıl irtibatlandırılır? demeyin! İnsan istedikten sonra ve bir de üstüne üstlük zaten minareyi çalmış durumundaysa mecburen, haksız bir iddia da olsa kılıf biçmek için irtibatlandırır. Bu irtibatı zatu envat hadisi ile irtibatlandıranların Fahreddin Razi’nin Nisa suresi 60. Ayeti hakkındaki görüşlerini açıklarken “Bir küfür gibi” cümlesinin “gibi”sinden bu irtibatlandırmayı yaparlar. Fahreddin Razi’nin ilgili görüşünü bir başka konuya bırakacağımızı burada üstün körü değinmemizin sebebinin ise sadece “küfür gibi” ifadesi olmasından ötürü okuyucunun anlamasını kolaylaştırması için belirttik. İddia edenler zatu envat hadisi ile delil getirirken tağut’un mahkemesine gitmenin ancak bir “küfür fiili gibi” olduğunu dolayısı ile gerçek küfür olmadığını belirtmeleri sebebiyledir.
Günümüzde Tevhid Ehli olduğunu iddia eden bu kişiler “cehalet” konusunda yaslandıkları, ancak kendilerine bir delil olmaktan çok aleyhlerine bir delil olan Zat’u Envat hadisine sarılan bir başka müşrik grubu olarak önümüze gelmiş bulunuyor.
Onlara göre tağut’un mahkemelerine bir Müslüman gaspedilen bir hakkını almak için, o mahkemelerin tağutluğunu inkar etmeksizin, verdiği hükümün de İslam’a göre uygun bir hüküm olmayacağını bilerek gitmesinin küfür fiili olmayacağıdır. İşte bu yazımızda da bu iddia ve iddia’ya konu olan Zat’u Envat hadisini ele alıp aslında mahkemeci tevhidciler’in iddiasının kup kuru bir zan ve ilime dayanmaksızın ortaya attıkları bir iddiaları olduğunu göreceğiz inşallah. Devamını oku







