Müslüman Avukat Tutabilir Mi?

16 Mayıs 2010 Yazan  
Kategori İslam Akaidi

Öncelikle belirtmek gerekir ki, konunun yanlış anlaşılmalara gitmemesi için şu küçük ayrıntı öncelikle akılda tutulmalıdır: Özel olsun genel olsun her iki vekaletname ile avukat tutmak ilgili kişiye muhakeme olma yetkisi vermektedir. Bu açıdan özel ve genel vekaletname arasında fark yoktur. Fakat ikrah-ı mülci altındaki kimseler, ruhsatı  kullanıp tağuta muhakeme olma durumuna düştüklerinde az şerli olanı çok şerli olana tercih etme babından özel vekalet vererek avukat tutabilir. Ancak bu halde dahi mutlaka avukata durumun izah edilmesi, tağuti mahkemeleri övmesine mani olarak, küfür kelimesi kullanmaksızın şartlı bir şekilde bu yetki verilmeli ve özellikle de eğer bu durumlara uymaması durumunda (ki uyacağını bileceğiniz birisi olmalı) kendisini azledeceğini bildirmelidir. Ancak bu halde dahi, kişinin zaten İslam’da olmayan avukatlık kurumuna sıcak bakmaması, kendini savunması yahut hepsinden daha üstünü olan “Sizin mahkemenizi tanımıyorum” diyerek ağzını kapatması ruhsattan yararlanmasından daha azimetli olanıdır.

Bu girişten sonra avukat ve avukatlık müessesi ile beraber mahkeme ile ilgili olan açıklamara örneklemelerle beraber devam edelim inşaallah.

Avukat; tağuti rejimlerin hukukunun (dininin) eğitimini görmüş ve insanlardan aldığı vekaletle tağuti mahkemelere vekalet aldıkları adına muhakeme olmayı meslek haline getirmiş bir taifedir. İslam hukukunda avukatlık yoktur. Devamını oku

Tağut’a Muhakeme Küfrü

12 Mayıs 2010 Yazan  
Kategori Mahkeme

Allah’a iman’ın ancak tağut’u ve dolayısıyla da buna bağlı olan -özellikle de muhakemeleri- kurumların reddi ile mümkün olabileceğine dair yazılarımız sitemizde yer almasına rağmen bazı fasık ve münafıkların özelden sorularına muhatap oluyoruz. Bunları ve zihniyetlerini o kadar iyi tanıyoruz ki daha soruyu soruş tarzlarından ne düşündüklerini hatta itaat ettikleri emirlerini bile anlayabiliyorsunuz! Özellikle de “sitenizdeki yazılarınızı okudum, çok güzeller… ancak tağut mahkemelerine gidilemeyeceğinin delili nedir?” şeklinde başta söylediğini yalanlayan ifadelerle sorular yöneltiyorlar.

Halbuki bu sitenin konularındanın hemen hepsinde Allah’u Teala’nın şeriatı dışında hükümler verenlerin kafirler, bu hükümleri reddetmeyenlerin veya bu hükümlerle muhakeme olma isteğinin kafirlik olduğunu beyan eden yazılarla doludur. Ancak fasıklık ve münafıklık bir kalbe girmeye dursun! yaklaşım şekilleri ile bakış açısı da bu münafıklık ve fasıklık kokusu ile bezenmiş bir halde basma kalıp soru veya düşüncelerle bizlere ulaştırılmaya devam ediliyor.

Nisa suresi 60. ayeti İslam devleti kurulduktan sonra inmiştir yani ayet Medeni’dir. Dolayısıyla da bu ayetin hükmü eğer islam devleti veya İslam’ın hükümlerinin baz alındığı bir sistem içinde geçerlidir” şeklinde bir ifade ile soru şeklinde geliyor. Ayet-i Kerime medeni olduğu kadar soruyu soranın da gayet Medeni münafık olduğu belli ki bunun için gaybdan haber almaya gerek yok, imamına ve temsil ettiği zihniyete bakmak yeterlidir. Devamını oku

Temyiz Risalesine Reddiye

09 Mayıs 2010 Yazan  
Kategori Mahkeme

Hamd, alemlerin Rabbi Allah içindir. Salat ve selam peygamberimiz Muhammed’e (sav), onun ali’ne, ashabına ve kıyamete kadar onun yolunu takip eden şehidler, sıddıklar ve salihlerin üzerine olsun. Rabbim bizleri de salih kullar zümresine katsın. (Amin)

Bu makale başlıktan da anlaşılacağı üzere ilgili yazılı risaleye reddiye şeklinde ve getirilen şüpheler, yorumlar vb. yazılı olan konulara bir reddiye anlamını taşımamaktadır. Çünkü, reddiye niteliğindeki risalemiz “Tağut’un mahkemeleri ve Temyiz” meselesinde gayet açık ele alındı. Dolayısıyla “Temyiz Etrafındaki Şüpheler Risalesi” internette bir sitede de yayınlanmış haline cevap niteliği taşıyacağından ilgili yazıdan alıntılar ve o alıntıların altında cevaplar şeklinde olacaktır, alıntılanan yazılar kırmızı harflerle nitelenecektir ki anlaşılma sorunu yaşanmasın, vukufiyeti olmayan insanlar da konuyu okurlarken kafa karışıklığına sebebiyet vermemesi içindir. Tekrar söylemek gerekirse, temyiz’e cevaz veren konulara karşılık zaten yazılı bir risalemiz var burada daha çok benim dikkatimi çeken özel hususlar yine özel olarak ele alınmıştır. O nedenle bazı kısımların alıntılanmayıp cevaplanmaması bu sebepledir ki bahsi geçen ve burada alıntılanmayan her şeyin cevabı sitemizdeki temyiz risalesinde mevcuttur. Devamını oku

Sonraki Yazılar »