Mahkemeye Cevaz Reddiyesi 1

06 Ekim 2010 Yazan  
Kategori Risaleler

Mukaddime

Bu risale aşağıdaki soruya cevap olmak üzere batılı giderip, hak olanı ortaya koymak gayesiyle ve sadece Allah Tebareke ve Teala’nın rızasına ulaşmak için yazılmıştır.

Soru:

Geçmişte Müslüman olmak ve Müslüman kalmaktan başka hedefleri olmayan kimselere tağutlardan hüküm istemenin küfür olduğunu söyleyen ve bu akideye davet eden fakat zamanla bu akideden dönen bazı kimseler, toplum nazarındaki konumlarının ve menfaatlerinin elden gitmesinden korkarak değişen bu akidelerini uzun zaman saklamışlar ve gelişen bazı olaylar neticesinde bu akidelerini açıklamak mecburiyetinde kalmışlardır. Bu kimseler tağutlardan hüküm istemenin küfür olmadığına delil olarak şunları söylemekteler; Devamını oku

Nisa Suresi 60. Ayeti

21 Mayıs 2010 Yazan  
Kategori Risaleler

Bilindiği üzere Nisa suresi 60. Ayet-i kerime’si bize tağut’un gerekirse tek bir insandan ibaret olabileceğini gösteren en açık ayetlerden bir tanesidir ki; bundan önce tağut nedir ve nasıl inkar edilmelidir konusunu zaten Kur’an bize diğer yedi ayetinde göstermişti.

Yani bu ayetten önce bizler zaten tağutu biliyor ve reddedilmesi, tanınmaması, uzak durulması gereken, yerine göre bir müessese, görüş, şeytan vb. olduğunu bildiğimiz gibi aynı zamanda bunun bir şahsiyet olabileceğini de bu ayet ile tanımış oluyoruz. Yoksa iddia edildiği üzere her şeyi bu ayet ile keşfetmiş ve tağut’a karşı nasıl duracağımızı bu ayet ile öğrenmiş değiliz, bu ayetle bir kez daha görmüşüzdür hepsi bu.

Böyle bir girişten sonra isterseniz ayet-i kerime’mizi bir kez daha ele alıp üzerinde getirilmek istenen şüpheleri ve tereddütleri ele alarak bu şüphe ve tereddütlerin kişilerin vesvesesi, dar kafalığı, basiretsizliği ve en önemlisi münafıklıkları olduğunu ortaya koyalım inşallah. Muvaffakiyet ancak Allah’u Teala’nın izniyledir, Rabbim muvaffak eylesin (amin)

أَلَمْ تَرَ إِلَى الَّذِينَ يَزْعُمُونَ أَنَّهُمْ آمَنُواْ بِمَا أُنزِلَ إِلَيْكَ وَمَا أُنزِلَ مِن قَبْلِكَ يُرِيدُونَ أَن يَتَحَاكَمُواْ إِلَى الطَّاغُوتِ وَقَدْ أُمِرُواْ أَن يَكْفُرُواْ بِهِ وَيُرِيدُ الشَّيْطَانُ أَن يُضِلَّهُمْ ضَلاَلاً بَعِيدًا

Elem tere ilellezîne yez’umûne ennehum âmenû bimâ unzile ileyke ve mâ unzile min kablike yurîdûne en yetehâkemû ilat tâgûti ve kad umirû en yekfurû bih(bihî) ve yurîduş şeytânu en yudıllehum dalâlen baîdâ(baîden). Devamını oku

Din Günü (Yevmü’d-din) Nedir?

14 Mayıs 2010 Yazan  
Kategori Kavramlar

“Yevmü’d-din” tabiri, 12 âyette geçmiştir. Bu tabirdeki “din” kelimesi ceza anlamındadır. “Ceza” kelimesi iyi veya kötü yapılan bir işin tatlı veya acı karşılığını vermek, sevap ve ikap; “yevm” kelimesi ise âhiret günü demektir. “Yevmü’d-din” (rûz-i ceza); her işin karşılığı verilip bitirileceği son gün, gelecekte mükâfat ve mücazatın tevzi olunacağı vakit demektir ki buna “el-yevmü’l-âhire” (ahiret günü, son gün) de denilir.

Bunda kaza ve hüküm manası da mündemiçtir. Buradaki “gün” 24 saat demek değildir. Kur’ân’da dünya günlerine nispetle ahiret günlerinin uzunluğunu belirtmek için, çokluktan kinaye olarak “bin sene” (Hac, 22/47) veya “elli bin sene” (Secde, 32/5; Me’âric, 70/4) gibi ölçüler kullanılmıştır. “Din günü” (yevmü’d-din) âhirete işarettir. Yoksa burada “din” kıyamet demek değildir. Yüce Allah, “yevmü’d-din”i Kur’ân’da şöyle tanıtmıştır: “Ve (kâfirler) yazık bize bu din (ceza=sevap veya ikap) günüdür dediler. Bu (din günü) yalanlamakta olduğunuz fasl (iyi ile kötünün ayrıldığı, hesap ve hüküm) günüdür.” (Saffat, 37/20-21); “Sonra din gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin? (O gün) kimsenin kimseye yardım edemeyeceği bir gündür. O gün emir yalnız Allah’a aittir.” (İnfitar, 82/18-19) “Din günü”; alış-verişin, dostluğun ve kâfirlere şefaatin olmadığı (Bakara, 2/254), hesabın görüleceği, gözlerin dehşetten donup kalacağı (İbrahim, 14/41-42), “ne oğulların ne de malların fayda vermeyeceği, selîm bir kalp ile gelenin fayda göreceği” (Şu’arâ, 26/88-89) bir gündür. “Din (mükafat ve mücazat) muhakkak vuku bulacaktır” (Zâriyât, 51/6). “O gün Allah onlara hak ettikleri cezalarını tam verir…” (Nûr, 24/25).

Sonraki Yazılar »