Mahkemeye Cevaz Reddiyesi 3
Risalemizin birinci kısmı olan Mahkemeye Cevaz Reddiyesi 1 ve ikinci kısmı olanMahkemeye Cevaz Reddiyesi 2 kısımlarından başlamanız konu bütünlüğü açısından önemlidir.
İbn Kesir ve İbn Kayyım’ın da ifade ettikleri üzere Allah Subhanehu ve Teala, ayet-i kerimesinde ‘hayır’ ve ‘iman etmiş olmazlar’ nefy (olumsuzluk edatlarını tekrar ederek ve yine aynı şekilde ‘rabbine yemin olsun ki’ diye kendi, mukaddes nefsine yemin ederek ihtilaf halinde Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’ı hakem yapmayanların imanlarının olmadığını kesin bir dille vurgulamaştır. ‘Hayır’ anlamına gelen ‘La’nın yeminden önce gelmesi, onların imanlarını yok saymaya ve onun oldukça güçlü bir nefy olduğunu açıklamak içindir. Ve yine kasem, yani yeminden sonra nefy edatı olan ‘La’nın tekrar zikredilmesi, onların imanlarının olmadığını tekrarlamak ve manayı daha da kuvvetlendirmek içindir. Yani o kimseler “kesinlikle ve kesinlikle kendilerini küfürden kurtarıcı bir şekilde iman etmiş olmazlar” demektir. Bu sebeple ifade de mutlak iman yani imanın hakikati nefyedilmektedir. Bu ifadeyi kemali iman olarak tefsir etmek caiz değildir. Nitekim İbn Hazm (rahimehulah) bu ayeti zikrettikten sonra şöyle demektedir: “Bu ayet zahir (açık) bir nasstır. Tevil ve tahsis edilemez. Bunu açık manasından başka manaya çeken bir başka ayet veya ‘tam iman etmiş olmaz’ şeklinde tahsis edilecek her hangi bir destek veya delil yoktur.” (İbn Hazm, el-Milal-ven-Nihal: 3/138-139, Kahire, Mektebetu’l-Hancı, ts.) Devamını oku
İslam Kardeşliği Bilinci
Her samimi Müslüman gerek ibadetleri gerekse sosyal hayatını düzenleme ve insan ilişkileri noktasındaki metodunu Resulullah (sallallahu aleyhi ve selem)’den alır. Tüm hayatını ve hayatının içine aldığı her şeyi ona göre tanzim eder ve ona göre de toplumsal yaşamına bunları aksettirir.İşte bu konumuzda da ölçümüz ve değerlerimizi alacağımız metod da şüphesiz bu kaynak olacaktır.
İslam tarihine ve gelişmelerine bir bir baktığımızda göreceğiz ki Resulullah (sallallahu aleyhi ve selem) insanları ilk olarak davet ettiği şey Allah’u Teala’yı birlemeye yani onu Tevhid’e davet etmiş ve tevhid bilincini insanlara aşılarken de bundan hemen sonrasında İslam Kardeşliği konusunda çevresindeki Müslümanları teşvik etmiştir.
Malum olduğu üzere, o zamanki Arap toplumunda yaygın bir şekilde kavmiyetçilik hüküm sürmekteydi ve bu düzen içinde yetişmiş olan insanlar önceliklerini yine kendi kavminden olanlara, hısım ve akrabaya göre ayarlıyorlardı. Yine bilineceği gibi Resulullah (sallallahu aleyhi ve selem) ilk olarak bu kavmiyetçilik duygusunu hedef alarak Müslümanlar’ın önceliğinin İslam kardeşliği olması gerektiği ve mümin kardeşini kavmine veya akrabalarına tercih etmesinin gereğini aşılamıştır. Çünkü cemaat olabilmenin yolu öncelikle kardeşlikten, insanların birbirini Allah için sevmesinden geçecekti. Aksi halde tevhid’i tek başına yaşamak, dayanışma ve sevgi olmaksızın İslam’ı hakim kılmak bir hayli zor olacaktı. Devamını oku
Din Nedir Bilmeden Dindar Olunmaz
Yüce Allah’ın, rıza ve dileği dairesinde tanımını yaptığı “din” Allah’a ilişkin her tür inanç, demek değildir. Din, Allah’a ilişkin değişik inanç biçimlerinden sadece biridir. Bu da kesin ve net olan “mutlak tevhid (ortaksız birleme)” biçimidir. Yani insanın, yapacağı ibadetle Allah’ın İlahlığını birlemesidir. Tıpkı kainattaki diğer yaratıklar gibi… Yine din, Allah’ın beşer ve tüm kainat üzerindeki sürekli egemenliğini birlemektir. Bu da, her şeyin sadece Allah’la kaim olması demektir. Allah’tan başkasının değişmez ve sabit varlığının bulunmaması demektir. İşte bundan dolayı Allah’ın, kullarından kabul ettiği tek din İslâm’dır.
“Allah katında din, sadece İslâm’dır.” (Al-i İmran: 19)
Demek ki, din, sadece İslâm’dır.
Bu durumda din, İlâhî egemenliğe mutlak teslimiyetten ibarettir. Hayatın her şeyi için sadece bu kaynaktan bilgi almak ve bu kaynağın yapısı olan Allah’ın Kitabını hakem kılmaktır. Öyleyse din, soyut bir dava, belirsiz bir bayrak ve sadece dille söylenen bir kelime değildir. Kalbin hareketsizce barındırdığı bir düşünceden veya kişilerin namaz hac ve oruç gibi vesilelerle yerine getirdikleri alâmet türünden ibadetler de demek değildir. Hayır!.. Bu, Allah’ın insanlardan din diye sadece kendisine teslim olmalarını dilediği İslâm değildir. Çünkü İslâm, teslimiyet demektir. Devamını oku







