İman Kapısının Kılavuzları 1
İman kapısından girebilmek için öncelikle o kapıya ulaşmak lazım ki günümüzün saptırıcı önderleri, belamların çokluğu göz önüne alındığında ve hepsinin ellerinde birer iman kapısı tarifi olduğuna göre insanları iman dairesine sokacağını iddia eden kapıların ne kadar da fazla ve davetçilerinin sayısının ne kadar çok olduğunu tespit etmek o kadar da zor olmasa gerek. İşte bu batıl kapıların çokluğu karşısında iman’a götürecek olan kapının da tek olduğu düşünüldüğünde samimi olarak hakkı arayanların aslında ne gibi büyük tehlike ile karşı karşıya olduğunu toplumun geldiği noktadan da rahatlıkla anlayabiliyoruz. Devamını oku
Dini Delilleriyle Yaşamak Bölüm 4
09 Mayıs 2010 Yazan Ebu Hamza
Kategori İslam Akaidi
İnsanlar, İslam fıtratı üzere doğmalarına rağmen yaşayış biçimlerine göre mümin, münafık ve kâfir statüsüne tâbi olurlar. Allah’ın hükümleri söz konusu olunca “Aralarında hükmetmesi için Allah’a ve Rasûlüne çağrıldıkları zaman inananların sözü ancak ‘işittik ve itaat ettik’ demeleridir (Başka bir şey demeleri, itiraz etmeleri imanla bağdaşmaz). İşte umduklarına erenler bunlardır” (Nur Suresi 51. Ayet Meali) Ama bir zamanlar “İnsanlar bir tek ümmet idi. Allah, peygamberleri müjdeciler ve uyarıcılar olarak gönderdi, anlaşmazlığa düştükleri konularda insanlar arasında hükmetsin diye o peygamberlerle beraber gerçekleri içinde taşıyan kitap indirdi. Oysa kendilerine kitap verilmiş olanlar kendilerine açık deliller geldikten sonra sırf aralarındaki kıskançlıktan ötürü o (kitap hakkında) anlaşmazlığa düştü(ler). Bunun üzerine Allah kendi izniyle inananları, onların üzerinde ihtilâf ettikleri gerçeğe iletti. Allah dilediğini doğru yola iletir” (Bakara Suresi 213. Ayet Meali) Peygamber (Hz. Şuayb) de bu konuda şunları söylüyordu: “Eğer içinizden bir kısmı benimle gönderilene inanmış, bir kısmı da inanmamış ise, Allah aramızda hükmedinceye kadar sabredin. O, hükmedenlerin en iyisidir.” (A’raf Suresi 87. Ayet Meali)
Yahudilerin de; “içinde Allah’ın hükmü bulunan Tevrat yanlarında dururken seni nasıl hakem yapıyorlar da ondan sonra da dönüyorlar (verdiğin hükme razı olmuyorlar). Onlar inanıcı değillerdir.” (Maide Suresi43. Ayet Meali) ayetinden anlaşıldığı gibi Allah’ın hükmüne tabi olmadıklarını görüyoruz. Diğer insanlara gelince “Onlar, aralarında hükmetmesi için Allah’a ve Rasûlüne çağırıldıkları zaman hemen onlardan bir grup yüz çevirir. Eğer hüküm kendi lehlerine olursa itaat ederek gelirler. (Nur Suresi 48. Ayet Meali,Nur Suresi 49. Ayet Meali) Benû Kureyza Yahudilerinden bir grubun, zina eden Hayber Yahudilerinden iki kişi hakkında hükmüne müracaat ettikleri Hz. Peygamber, Tevrat hükmünce onların taşlanması (recm edilmesi) gerekeceğini söylemişti. Yahudiler, “Tevrat’ta böyle bir hüküm yoktur” dediler. Devamını oku
İslamda Askerliğin Hükmü 7
Bilindiği üzere, hüccet ulaştığından ve ikame edildiğinden dolayı sapık imamlara tabi olmak insanı mazur kılan meselelerden değildir. Zira ne zaman insanları saptıran varsa bunun karşısında hak ehlinden ona muhalefet edende bulunmuştur. Sapık imamların bulunması Allah’ın hüccetini ikame edenlerin bulunmasına bir mani değildir. Bu nedenle Allah’u Teala, yöneticilerine, efendilerine ve büyüklerine tabi olanları mazur görmemiştir. Allah’u Teala şöyle buyuruyor: “O zaman kendilerine uyulanlar, uyanlardan hızla uzaklaşır. O azabı görmüş, aralarındaki bütün bağlar da kopup gitmiş olacaktır. Uyanlar: ‘Bizim için bir dönüş olsaydı da bizden uzaklaşıp gittikleri gibi biz de onlardan uzaklaşırdık.’ Derler. Böylece Allah amellerini aleyhlerindeki hasretler halinde kendilerine gösterecektir. Ve onlar ateşten çıkacak da değillerdir. (Bakara: 166-167)
Allah’u Teala, kafirlerin babalarından bulunduklarına tabi olup Allah’ın indirdiği haktan ve Sırat-ı Müstakim’den yüz çevirmelerini aşağılayarak şöyle buyuruyor: “Onlara: ‘Allah’ın indirdiğine uyun denildiği zaman, onlar: “Hayır, biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız.’ Derler. Ya ataları bir şeye akıl erdirememiş ve doğru yolu bulamamış idiyseler?” (Bakara: 170) Yine başka bir ayette: “Onlara: ‘Allah’ın indirdiğine ve Resulü’ne geliniz’ denildiği zaman: ‘Atalarımızı üzerinde bulduğumuz şey bize yeter’ dediler. Ya ataları hiçbir şey bilmeyen ve doğru yolu gitmeyen kimseler idiyse?” (Maide: 104) Allah’u Teala Kur’an-ı Kerim’de kafirlerden olan güyüklerine itaat edenleri lanetleyip onları kafirler olarak adlandırmıştır. Devamını oku







