Camiye Şeriat Giremez!

03 Eylül 2011 Yazan  
Kategori Editörden

Allah’u Teala’nın hükümlerinin sosyal, kültürel, ekonomik sahalardan bir bir sökülüp atıldığı camilere bel’am’ların atandığı, peşinde saf duranlara demokrasi sevgisi zerk edilmek sureti ile müşrikleştirildiği günümüzde artık açıktan açığa “camilere dahi Allah’u Teala’nın hükümleri giremez” denmeye başlandı. Dün, tüm yazılı ve görsel medyaya düşen haber artık bu milletin, kendisini Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem)’ın ümmetinden görme cüretini gösteren bu milletin bir an önce gaflet uykusundan uyanmasının gerekliliğini bir kez daha gün yüzüne çıkardı.

Ama bu sistem öyle bir sistem ki kendisini Müslüman olarak tanımlayanları bizzat Şeriat düşmanı yapıyor da yine de bu düşmanlığı gösterenler içinde bulunduğu durumu farkedemiyor. Basiretler körelmiş  gözler perdelenmiş, kulaklar mühürlenmiş tıpkı Bakara Suresi 7. Ayet Mealinde olduğu gibi “Allah kalblerini ve kulaklarını mühürlemiş ve gözlerine bir perde inmiştir ve bunların hakkı azîm bir azaptır” akın akın azaba koşuyorlar da hala akledemiyorlar. Devamını oku

Ölülerden Yardım İsteme

10 Haziran 2010 Yazan  
Kategori İslam Akaidi

Şirk ve çeşitleri hakkındaki diğer bir mesele de kabir tapıcılığı veya ölülerden yardım isteme şirkidir ki yaşadığımız toplumda çok yaygın ve en çok rağbet edilen şirk çeşididir. Genellikle bilgisiz ve cahil halk tarafından gerek üniversite ve benzeri imtihan zamanında ve gerekse de diğer günlerde milletin akın akın kabirlere koşarak oralarda yatanlardan yardım istemek sureti ile şirk bataklığına bulaşmaktadır. Günümüz şeytani, batıl bir çok tarikat ehlinin de sıklıkla şirke girdiği alanlardan birisidir ki zaten kafirliğin öncüsü ve yaygınlaşmasına sebebiyet veren asıl unsur bunlardır.

İbni Kayyım Rahimetullhi Aleyh şöyle der:
“Şirk çeşitlerinden birisi de, kişinin ölülerden yardım beklemesi, onlardan ihtiyaçlarının giderilmesini istemesi ve onlara yönelmesidir. Bu şirk türü, esas bakımından dünyadaki şirkin temelini oluşturur. Halbuki, ölen kimsenin kendisine bile menfaat sağlamaya ya da bir zarar vermeye gücü yetmez. Durumu böyle olan biri, nasıl olur da imdada koşup yardım edebilir veya bir ihtiyacı giderebilir? Devamını oku

Müslümanlar ve İslam’ın Devleti

12 Mayıs 2010 Yazan  
Kategori C. Hocaoğlu

Besmele, hamdele ve salveleden sonra…

,,De ki: Rabb’im, beni (gireceğim yere) doğruluk girişiyle girdir, beni (çıkaracağın yerden) doğrulukla çıkar. (Beni nereye göndereceksen, hoş bir şekilde oraya girdir ve çıkacağım yerden de, beni hoş bir şekilde çıkar). Bana katından, yardım eden bir delil ver. De ki: Hak geldi, batıl gitti, zaten batıl yok olmaya mahkümdur. Biz Kur’an’dan, mü’minlere şifa ve rahmet olan şeyler indiriyoruz. (Kur’an, mü’minlere şifadır. inananlar onunla dünya ve ahiret dertlerinin şifasını bulurlar. Onun din ve dünyaya ait hükümlerine uyarak ruhen huzura kavuşurlar.) Ama Kur’an zalimlerin ziyanını arttırmaktan başka bir katkıda bulunmaz. (Çünkü onlar Kur’an’ı inkâr ederler. inkârlarından ötürü de hüsranları artar.)” (isra, 80-82)

Cenab-ı Hakk ve Feyyaz-ı Mutlak cümlemize ve cümlenize medetler, inayetler ihsan eyleye! Uzaktan yakından bu cami-i şerif’e gelen din kardeşlerimizin ve bizim kusur ve küsürlarımızı afv-u mağfiret eyleyip, onların da bizim de, makamlarımızı Cennet’ül-Firdevs eyleye! Yüce Mevlâ’mız bu arada, şu anda okuduğum ayet-i kerime’lerin manasını anlayan, kavrayan, ruhuna nüfuz eden, şuuruna varan, dolayısıyla dünya ve ahiret saadetine mazhar olan kullanndan eyleye!

Allah’a şükürler olsun, bu sene de feyiz, bereket ve devlet getiren, İslam’ın devletini getiren hicrî yılbaşının, hicrî hareketin 1403. yılını idrak etmiş bulunuyoruz. Hepinize ve hepimize mübarek olsun, tebrik ederiz! Devamını oku

Sonraki Yazılar »