Tağutu Reddetmeyenin İmanı Yoktur

20 Nisan 2010 Yazan  
Kategori Risaleler

Selam hidayete tabi olanlara olsun, salat ve selam Yüce Peygamber (s.a.v)’e, o’nun al’ine ve ashabına olsun. Rabbimiz Teala ve Tekaddes Hazretleri bizlere hakk’ı hak olarak bilip iman etmeyi, batılı da batıl olarak tanıyıp onu da her an ve her alanda reddetmeyi nasib’i müesser buyursun.

Başlıktan da anlaşılacağı üzere Yüce Rabbimiz (azze ve celle)’in imanı şartla bağladığı yani onsuz imanın sahih ve makbul olamayacağını bizlere açık bir üslupla Kur’an-ı Kerim’inde bildirdiği tağut kavramını bir kez daha ele alacağız inşallah.

“O halde kim tağut’u inkâr edip Allah’a inanırsa, sağlam kulpa yapışmıştır ki o, hiçbir zaman kopmaz. Allah işitir ve bilir.” (Bakara Suresi 256. Ayet Meali)

Öncelikle bu ayet-i kerime hakkında alimlerim görüş ve fetvalarına değinerek konumuza açıklık getirmeye çalışalım inşallah.

İmam Kurtubi
“O halde kim tağut’u inkâr edip Allah’a inanırsa.”
Burada ortaya kesin bir şart koyulmuştur. Tağut ise Taberi’nin ifadesine göre haddi aşana denir. Bu şartın da cevabı şudur:
“Şüphesiz kopma bilmez bir kulpa sarılmıştır.” Devamını oku

Gerçek İman’ın Tadı

09 Nisan 2010 Yazan  
Kategori Risaleler

Abbas b. Abdulmuttalib (r.a)’dan rivayet edildiğine göre, Abbas, Resulullah (s.a.v)’in şöyle buyurduğunu işitmiştir:

“İmanın tadını; Rab olarak Allah’a, din olarak İslam’a ve peygamber olarak da Muhammed’e razı olan kimse tatmıştır.” (Sahih-i Müslim Muhtasarı S.78, 18. Hadis;Tirmizi, İman 10 (2623), İbn Hibban, Sahih (1694)

İmanın tadı, öyle seçkin bir tattır ki onun tadını ancak yüce Rabb’imizin hidayet eylediği seçkin bir zümrenin bireyleri tadabilirler. Bu rahmetten yararlanmak için yapılması gereken şey O’nun rızasına uygun şekilde yine O’nun bize işaret ettiği yol üzerinde, sağa sola meyletmeksizin ancak Sırat-ı Müstakim üzerinde yol almakla kazanılır. Şüphesiz ki hidayet sal olarak çok çalışarak elde edilemeyeceği gibi Rabbimizin dilemesi ile istediği kullara nasip olacak bir kutlu yoldur. Kula düşen Allah’ın rızasını yine O’nun razı olacağı şekilde aramaktır ki Allah’ın rızasına ulaştıracak yolların da meşru yollar olması gerektir. Yoksa, sırf Allah rızası için, O’nun razı olmayacağı, din de olmayan yollar ile rızasına ulaşmayı ummak  gafletten başka bir şey değildir.

Toplumuzda, köşeleri kapmış köşe dönücü Bel’am’ların Allah’ın nurunu söndürme ve O’nun hak din’inin gerçeklerini insanların anlamasına bir set çekme çabalarının doruğa ulaştığı kavramdır “Rabb” Bu öyle bir kavram, öyle bir kelimedir ki, kişi bu kelimenin anlamını bilmeksizin Allah’ın şeriatını ve din’ini yaşaması, Muvahhid bir Müslüman olabilmesi mümkün değildir. İşte bu nedenle, dünyevi bir makam, az bir menfaat için bu bel’amlar ya bu kelimenin anlamını salt olarak “Rabb=Allah” şeklinde anlaşılmasını sağlamak için çalışmaktalar yahut da hiç üzerinde bile durmamaktadırlar. Devamını oku

« Önceki Yazılar