Dini Delilleriyle Yaşamak Bölüm 10

10 Mayıs 2010 Yazan  
Kategori İslam Akaidi

Takiyye, bir kimsenin hakikatte sahip olduğu görüş ve inancını saklaması, Sadece bozuk fırkaların, özellikle Şiilerin bozuk inanışlarını gizleyerek, kendilerinin Ehl-i sünnet (Peygamber efendimizin ve Ashabının) yolunda olduklarını söylemeleri olarak ta tarif edilir.

Şevkani’nin birkaç kitabı mesela İrşadü’l-Fuhûl kitabı uzun incelenirse, onun takiyye yaptığı görülür. Yani Şianın kollarından olan Zeydi fırkasından olduğunu saklamakta, kendisini Ehl-i sünnet olarak tanıtmaktadır. Çünkü Şiilerin, Ehl-i sünnet arasında bulununca, takiyye yapmaları farz imiş. (M. Sıdık Gümüş)

Ehl-i sünnet itikadından ayrılmış olan bozuk fırkalar, korkudan saklanmış veya takiyye yapmışlardır. Bu halleri de onların bid’at sahibi olduklarını göstermektedir. (Şah Veliyyullah-i Dehlevî)

İslamın ilk dönemlerinde can emniyeti için izin verilmiş olan takiyye, günümüzde kendilerinden olmayan herkese karşı siyasi ve itikadî anlayışlarını gizleme maksadıyla uygulanmıştır. Takiyye can ve ırz tehlikesi olduğu zaman zalim ve kâfirlere karşı kullanılacak bir silahtır. Ancak ayrı anlayışta olan bir başka müslüman kesime karşı kullanılamaz. Şianın bid’at sahibi olmasının nedenide budur. Ayrıca kişinin çıkarından çok ümmetin çıkarı dikkate alınarak uygulanması gerekir.

Tehlikeli bir durum ortaya çıktığı zaman takiyye yapılıp yapılmayacağı, bu durumla karşı karşıya kalan müslümanın imanı çerçevesinde vereceği karara bağlıdır. (Şamil İslam Ansiklopedisi) Devamını oku

Din Nedir Bilmeden Dindar Olunmaz

09 Mayıs 2010 Yazan  
Kategori Risaleler

Yüce Allah’ın, rıza ve dileği dairesinde tanımını yaptığı “din” Allah’a ilişkin her tür inanç, demek değildir. Din, Allah’a ilişkin değişik inanç biçimlerinden sadece biridir. Bu da kesin ve net olan “mutlak tevhid (ortaksız birleme)biçimidir. Yani insanın, yapacağı ibadetle Allah’ın İlahlığını birlemesidir. Tıpkı kainattaki diğer yaratıklar gibi… Yine din, Allah’ın beşer ve tüm kainat üzerindeki sürekli egemenliğini birlemektir. Bu da, her şeyin sadece Allah’la kaim olması demektir. Allah’tan başkasının değişmez ve sabit varlığının bulunmaması demektir. İşte bundan dolayı Allah’ın, kullarından kabul ettiği tek din İslâm’dır.

“Allah katında din, sadece İslâm’dır.” (Al-i İmran: 19)

Demek ki, din, sadece İslâm’dır.

Bu durumda din, İlâhî egemenliğe mutlak teslimiyetten ibarettir. Hayatın her şeyi için sadece bu kaynaktan bilgi almak ve bu kaynağın yapısı olan Allah’ın Kitabını hakem kılmaktır. Öyleyse din, soyut bir dava, belirsiz bir bayrak ve sadece dille söylenen bir kelime değildir. Kalbin hareketsizce barındırdığı bir düşünceden veya kişilerin namaz hac ve oruç gibi vesilelerle yerine getirdikleri alâmet türünden ibadetler de demek değildir. Hayır!.. Bu, Allah’ın insanlardan din diye sadece kendisine teslim olmalarını dilediği İslâm değildir. Çünkü İslâm, teslimiyet demektir. Devamını oku

La İlahe İllallah

18 Nisan 2010 Yazan  
Kategori Risaleler

“Bir çok kimse: “‘La ilahe illallah’ diyen Cennete girer” hadisini gerek bilinçli gerekse de bilinçsiz olarak yanlış yorumlayarak, sözüm ona Allah’u Teala’dan (haşa) daha fazla rahmet edermiş gibi bu sözü sadece dil ile tekrar etmenin kişiyi Cehennem ateşinden kurtaracağını ve Cennete girmesi için yeterli olacağını sanıyorlar. Oysa durum hiçte öyle değildir,  bu gibi insanlar hadisi gereğince anlayıp kavrayamayan kimselerdir. Çünkü “La ilahe illallah” sözünü anlamadıkları gibi, bu sözle nelerin amaçlandığını da düşünmemektedirler. Eğer iddia edildiği gibi olsaydı, hayatında bir kez bile olsa bu sözü yanlışlıkla söyleyen ancak bu sözün yolundan gitmeyen herkes cennetlik olacaktır gibi mesnetsiz bir sonuç ortaya çıkacaktır.

Aslında bu hadisin manası şöyledir:

“Allah’tan (c.c.) başka kendisine kulluk edilen tüm mabud ve ilahlardan uzak durmak ve onlarla olan tüm bağları koparmak, bunun yanında Allah’ın (c.c.) emrettiği bütün ibadet çeşitlerini sadece Allah (c.c.) için yapmak gerekir. Kişi bunları sadece Allah’ın (c.c.) rızası için yapmalıdır. Kim de bu kelimenin gereklerini yerine getirmez ya da bir kısmını yapmakla beraber Allah’tan (c.c.) başka şeylere de (mesela, velilere ve salihlere) ibadet eder, onlar adına adak adar ve benzeri şirkleri işlerse, işte bu kimse yaptığı tüm güzel amelleri yıkmış, tüm ecrini gidermiş ve bu kelimeyle çelişmiş olur. Artık onun davasının kendisine hiçbir yararı olmaz. Devamını oku