Dini Delilleriyle Yaşamak Bölüm 6

10 Mayıs 2010 Yazan  
Kategori İslam Akaidi

Rasulullah (s.a.v.) laik, demokratik esaslara dayalı Mekke şirk devletinin hâkim olduğu, tağutların hüküm sürdüğü bir ortamda on üç yıl tebligatla uğraştı. Böyle bir ortamda İslam’ı yaymakla ve İslam’a davet etmekle meşgul oldu. Mekke şirk devleti laik idi. Çünkü devlet yönetiminde “Hâkimiyet kayıtsız şartsız insanındır” ilkesi hâkimdi.  Hâkimiyet hakkını insana vermiş heva ve hevesler ilahlaşmıştı. “Hâkimiyetin, gerçek sahibi olan Allah Teâlâ’ya devredilmesi gerekir. Ondan başka ilah yoktur.” diyen Rasulullah (s.a.v.)’a karşı en şiddetli zorbalığı ve kaba kuvveti kullanıyor, en alçak baskı ve işkenceleri tatbik ediyorlardı. Mekke şirk devletinin yöneticilerince din ve devlet birbirinden tamamen ayrı idi. Din devlete karışmaz idi. Devlet, insanlar tarafından keyiflerince yönetiliyordu. Söyledikleri kanun, yaptıkları kanuni idi. Din, devlete ve tağutların hâkimiyetine karışmadıkça hürmete layıktı. Mekke’de az da olsa Yahudi ve Hıristiyanlar vardı. Onlara yaşama hakkı tanınıyordu. Çünkü onlar, devlete ve iktidara karışmıyor, Mekke müşriklerinin kanununa rıza gösteriyorlardı. Fakat ne zaman ki Rasulullah (s.a.v.) nübüvvet ve risaletle gönderildi. Putların ve tağutların hiçbir hâkimiyet hakkının olmadığını, hâkimiyetin yalnız ve yalnız Allah Teâlâ’ya ait olduğunu söyleyince, O’na ve O’nun getirmiş olduğu dine karşı çıktılar. Çünkü laik devlette din ve dînî olan şeyler, devlete, iktidara ve hâkimiyete karışmamalıydı. Karıştığı vakit işler değişiveriyor ve değerlendirmeler başkalaşıyordu. Mekke şirk devleti aynı zamanda demokratik bir devletti. Devamını oku

« Önceki Yazılar