Dini Delilleriyle Yaşamak Bölüm 7

10 Mayıs 2010 Yazan  
Kategori İslam Akaidi

Mahmud Hicazî’nin Furkan Tefsiri’nden:

Zulmedenlere meyletmeyin. Hiçbir hususta onlara dayanıp güvenmeyin. Zalimlere meyletmek apaçık bir zulümdür. Bu yasak, bizde yaygın halde bulunan manevi bir hastalığı tedavi etmektedir. Bu hastalık, ihtiyaçlarımızı gidermeleri ve çıkarlarımızı korumaları için büyüklere (devlet ileri gelenlerine) sığınmamızdır. Bunun için de onların etrafına sokulur, dalkavukluk ederiz. Hakkı gizler, iyiliği emretmez, kötülüğü yasaklamayız. Allah’ın dinine veya hukukuna tecavüz eden zalimdir. Ya kâfirlerle müşriklere ne dersiniz? Kendi kendilerine, başkalarına, milletlerine, vatanlarına zulmedenlere yönelmeyin. Aksi takdirde size cehennem ateşi dokunur. Allah’tan başka size faydası dokunacak dostlarınız da olmaz. Sonra Allah’tan başka size yardım eden de bulunmaz.

Hülasatü’l-Beyan Fi Tefsiri’l-Kur’an’dan:

Hülasa, zalimlere velev ki azıcık olsun bir meyille meyletmek ve onlara iltifat etmek caiz olmadığı, eğer azıcık bir meyille meyledilirse o meylin, cehennem ateşine sebep olacağı ve o meyilden hâsıl olacak azaptan Allah’tan gayri kurtaracak bir dost bulunamayacağı ve meylettikten sona meyledenlerin hiçbir kimse tarafından yardım olunamayacakları ve yardım olunmaları pek uzak olduğu bu ayetten müstefad olan fevaid cümlesindendir.

İslami anlamıyla hâkimiyetin dışında kalan her türlü hâkimiyet ve İslamın değer yargıları dışında kalan her türlü değerlendirmeye ad olan “cahilî hakimiyet”in mahiyeti hakkında İbni Kesir söz konusu ayet ile ilgili olarak şöyle der: Devamını oku

Dini Delilleriyle Yaşamak Bölüm 6

10 Mayıs 2010 Yazan  
Kategori İslam Akaidi

Rasulullah (s.a.v.) laik, demokratik esaslara dayalı Mekke şirk devletinin hâkim olduğu, tağutların hüküm sürdüğü bir ortamda on üç yıl tebligatla uğraştı. Böyle bir ortamda İslam’ı yaymakla ve İslam’a davet etmekle meşgul oldu. Mekke şirk devleti laik idi. Çünkü devlet yönetiminde “Hâkimiyet kayıtsız şartsız insanındır” ilkesi hâkimdi.  Hâkimiyet hakkını insana vermiş heva ve hevesler ilahlaşmıştı. “Hâkimiyetin, gerçek sahibi olan Allah Teâlâ’ya devredilmesi gerekir. Ondan başka ilah yoktur.” diyen Rasulullah (s.a.v.)’a karşı en şiddetli zorbalığı ve kaba kuvveti kullanıyor, en alçak baskı ve işkenceleri tatbik ediyorlardı. Mekke şirk devletinin yöneticilerince din ve devlet birbirinden tamamen ayrı idi. Din devlete karışmaz idi. Devlet, insanlar tarafından keyiflerince yönetiliyordu. Söyledikleri kanun, yaptıkları kanuni idi. Din, devlete ve tağutların hâkimiyetine karışmadıkça hürmete layıktı. Mekke’de az da olsa Yahudi ve Hıristiyanlar vardı. Onlara yaşama hakkı tanınıyordu. Çünkü onlar, devlete ve iktidara karışmıyor, Mekke müşriklerinin kanununa rıza gösteriyorlardı. Fakat ne zaman ki Rasulullah (s.a.v.) nübüvvet ve risaletle gönderildi. Putların ve tağutların hiçbir hâkimiyet hakkının olmadığını, hâkimiyetin yalnız ve yalnız Allah Teâlâ’ya ait olduğunu söyleyince, O’na ve O’nun getirmiş olduğu dine karşı çıktılar. Çünkü laik devlette din ve dînî olan şeyler, devlete, iktidara ve hâkimiyete karışmamalıydı. Karıştığı vakit işler değişiveriyor ve değerlendirmeler başkalaşıyordu. Mekke şirk devleti aynı zamanda demokratik bir devletti. Devamını oku

Hizbullah ve Hizbuşşeytan

14 Nisan 2010 Yazan  
Kategori C. Hocaoğlu

Hizb kelimesi, Kur’an’da 18 yerde geçer. “Hizb” kelimesinin cemi sığası “Ahzab”dır. Lügat manası ise: Insanlardan bir bölüm, bir taife demektir; kişinin hizbi demek, onun ashabı ve arkadaşları demektir; Kur’an’ın cüzlerinden her birine de “Hizb” denir (yani bir cüz, beşer sayfadan dörde ayrılır ve bunlardan her birine “Hizb” ismi verilir. Kur’an-ı Kerim, otuz cüz olduğuna göre, yüz yirmi hizibten ibarettir); Ayrıca peygamberlerle savaşmak üzere bir araya gelen taifeye de “Ahzab” denir. (Muhtaru’s-Sıhah)

Insanlardan bir cemaata; kalbleri ve amelleri şekillenen her kavim. “Hizb” kelimesinin cemi sığasına “Ahzab” denir; kişinin kendi fikrinde olan askerleri ve ashabı, demektir; Kur’an’ın bir cüz’üne de “Hizb” denir ve saire. (Müncid)

Hizb: Cemaat, tâife, sahib demektir; Kişinin hizbi demek, onun ashabı demektir; Kur’an’ın cüzlerinden (her beş sayfası) hizib ismini alır; Peygamberlere karşı savaşmak üzere bir araya gelen taife, demektir… (Ahter-i Kebir) Devamını oku

« Önceki YazılarSonraki Yazılar »