İman Kapısının Kılavuzları 1

21 Temmuz 2010 Yazan  
Kategori Risaleler

İman kapısından girebilmek için öncelikle o kapıya ulaşmak lazım ki günümüzün saptırıcı önderleri, belamların çokluğu göz önüne alındığında ve hepsinin ellerinde birer iman kapısı tarifi olduğuna göre insanları iman dairesine sokacağını iddia eden kapıların ne kadar da fazla ve davetçilerinin sayısının ne kadar çok olduğunu tespit etmek o kadar da zor olmasa gerek. İşte bu batıl kapıların çokluğu karşısında iman’a götürecek olan kapının da tek olduğu düşünüldüğünde samimi olarak hakkı arayanların aslında ne gibi büyük tehlike ile karşı karşıya olduğunu toplumun geldiği noktadan da rahatlıkla anlayabiliyoruz. Devamını oku

Mezhebsizler!

13 Mayıs 2010 Yazan  
Kategori Risaleler

Bir çok konuda olduğu gibi mezheb ve mezheblerin kurucusu olan imanlar’ı taklit suretiyle sünnete uyma noktasında da kalıplaşmış, hatta betonlaşmış beyine sahip insanlar bulunmakta. Bu insanlar, tıpkı takım tutan cehalet ehli insanlar gibi mezheb taasubu içindedirler, kendileri gibi düşünmeyen insanları ya mezhebsizlikle ya haricilik ile yada sünnet ehli olmamakla beraber bu din’in düşmanı olarak görmekteler.

Bir çok şeyde olduğu gibi bu düşüncelerinin kaynağı da cehaletten başka bir şey değildir ki, taassub (körü körüne bağlılık) ancak cahil ve sırf kulaktan dolma bilgilerle donanmış olan beyinlerde bulunur. Bunun doğal sonucu olarak da mezhebinin görüşü dışında yine diğer hidayet imamlarının mezhebine ait görüşler daha muteber olsa da asla o görüşere uyulmaz ve yine dahil olduğu mezhebinin görüşü ile hareket eder. Bu şekildeki körü körüne tabi olma ve taklit’in aslında, ondan gerçek anlamı ile istenen “Resulullah (s.a.v)’a tabi olma” sonucuna ulaştırması tamamen zanni olacaktır.

Aslında hiç bir mezheb imamı kalkıp da başka görüşleri dikkate almaksızın sadece kendisinin getirdiği görüşleri yine kendisine tabi olanlarca yapılmasını istememiştir. Her imam, bir çok konuda görüşler bildirdiği gibi en muteber olan görüşe ulaşılması durumunda o görüşün baz alınmasını söylemiştir ki sünnet’e dair her bilgi tam olarak bir imama ulaşmamış olması şaşılacak bir şey değildir. Aslında bu şekilde körü körüne bağlılık ve sadece kendisinin ait olduğu mezhebin görüşü dışında görüşü alıp uygulamamak mezhebsizliğin ta kendisidir. Çünkü mezheblere tabi olmanın amacı tabi olanı Resulullah (s.a.v)’a tabi olma sonucuna ulaştıracaktır. Devamını oku

Dini Delilleriyle Yaşamak Bölüm 5

10 Mayıs 2010 Yazan  
Kategori İslam Akaidi

Bütün bu farklı görüşlerin demokrasi mefhumunu kendi fikir ve ideolojilerinin ifadesi olarak göstermesinde belirli menfaat hesaplarının yattığını anlamak zor değildir. Fakat bu arada demokrasi denilen kavramın, nasıl farklı yön ve zihniyetlere çekilebilecek elastikiyete sahip olduğunu da fark etmek mümkündür!

Bir ikinci husus, demokratik seçimlerin sonucunda halkın, temsilcileri vasıtasıyla yönetime katılması hadisesi olmaktadır. Demokrasinin bu konuda da tam olarak gerçekleşemediği fark edilmektedir. Özellikle halkın siyasi partiler kanalıyla seçtiği milletvekillerini denetlemesinin mümkün olmaması bir yana; onunla normal şartlar altında bile görüşmesi zordur. Ve böyle bir temsil, şekli bir temsilden öteye geçememektedir.

Üçüncü husus; Demokraside düşünülmesi gerekli bir konu da, ferde tanınan aşırı hürriyettir. Birçok araştırmacılar batı demokrasisinin fert ve toplumu, dejenere olabilecek ölçüde bir hürriyet serbestliğine ulaştırmış olduğu kanaatindedirler. Bu noktada topluma zarar veren görüş, davranış ve çalışmalar; ferdi hürriyete engel olunur iddiasıyla serbest bırakılacaktır. İşte demokrasi anlayışının sınır tanımayan veya sınır koysa bile, ferdi hürriyeti ihlal edebildiği iddiası ile ortadan kalkabilecek tarzdaki varlığı, toplumdaki insanların dejenere olmasına yol açıp bozulmayı hızlandıran bir boşluğa sahiptir. Devamını oku

Sonraki Yazılar »