Bayram Denilen Günler
Bayram adı altında kutlanan ve aslında her birisi Müslüman’ın birer karagünü olan küfür bayramları ve onların tabilerinin sergiledikleri büyük ibadet günü nasıl bayram olabilir. Küçük küçük çocukların, gençlerin en yeni giysileri giydirerek meydanlara salındığı bugün ve bugün gibi diğer kara günler Müslümanlar için birer hüzün günüdür. Böylesi günlerde şirk ve müşrikliğin önderleri olanlar tüm kurumları ile beraber Hubel putunun önünde imanlarını bırakarak -ki zaten iman etmiş oldukları da sadece bir iddiadan ibarettir- arkasından sürükledikleri milyonlarında veballerini sırtlanarak bugünleri kutlamaktadırlar.
Hakkı batıla karıştırıp tüm İslam coğrafyasında Müşrikliği ve Kafirliği pompalayan zihniyetlerin adına bayram dedikleri bugünlerde olanların üzerini örtmek ve bunu süslemek adına millete kaybettikleri değerleri kutlattırarak şeytanlıkta nasıl da ileride olduklarını göstermektedirler. Oysa bayram diye kutlanan bugünlerin altında yatan hemen hemen tüm gerçekler Allah’u Teala’nın hakimiyetinin insanların dünyasından koparılıp atılmasının kutlamalarıdır. Tabi şeytanların “gelin Allah’a isyan edelim” teklifini dinleyecek olanların ne kadar az olacağını bildiklerinden dolayı bugünleri başka adlar altında ve başka kılıflarla beraber yapmaları ve yaptırmalarının en iyi yolu bayram şekline sokulmuş küfür günleri olacaktır.
Herhangi bir tarih kitabından dahi öğrenilebilecek olan 19 mayıs, 23 nisan vb. bayramların nasıl bayramlaştığı yahut asıl anlamı itibari ile bugünlerde neler olmuş da sonradan bunların bayramlaştırılmış olduklarını öğrenebilirler. Kendini Müslüman sayan insanların bilmeksizin, sırf cehaletlerinden dolayı küfür bataklığında daha da diplere gitmesinin sebebi olan bugünlerde yapılmış olan icraatların neler olduklarına bir bakalım; Devamını oku
Dini Delilleriyle Yaşamak Bölüm 8
10 Mayıs 2010 Yazan Ebu Hamza
Kategori İslam Akaidi
İbn Zeyd de der ki; “Mısır hükümdarı firavunun, yiyeceklerinin dışında pek çok hazineleri de vardı. O bütün yetkisini Hz. Yusuf aleyhisselam a teslim etmişti.” (Kurtubî c.9 s.321)
Bu rivayetten net olarak anlıyoruz ki; Mısır hükümdarı bütün yetkisini Yusuf aleyhisselama bırakmıştır. Bir başka rivayete göre de kral müslümandır.
Mücahid der ki; “Bu büyük hükümdar, Hz. Yusuf’un önünde İslamı kabul etti” (Kurtubî c.9 s.328)
Yine İbn Abbas der ki; “Kıtlık başladığı sırada hükümdar Yusuf’a şöyle dedi; “İşi sana havale ediyorum, sen dilediğini yap, biz sana tabiyiz. Ben sana itaatten yüz çevirecek kimse değilim ve bende ancak senin kölelerinden biriyim, senin hizmetkarlarından bir hizmetkârım.” (Kurtubi c.9 s.329)
Bakın hükümdarın Müslüman olduğu görüşü alınır ise particilerin bütün sözleri boştur. Diğer görüş alınırsa bu sefer belli şartlar gerekir ki küfür olan idarede görev alınsın.
Hükümdarı kafir kabul edenler derler ki; “Bu ayeti kerimeden faziletli bir insanın facir bir yöneticiye iş yapmasının mübah olduğu anlaşılmaktadır. Ancak kendisine verilen bu işte bu görevi verenin kendisine karşı çıkmayacağının bilinmesi şarttır. Dolayısıyla göreve getirilen bu salih insan o işte dilediği gibi ıslahat yapabilmelidir. Şayet salih insan işleri facir kimsenin tercihi, arzuları ve fücuruna göre yapılacaksa böyle bir şey caiz olmaz.” Devamını oku
Dini Delilleriyle Yaşamak Bölüm 7
10 Mayıs 2010 Yazan Ebu Hamza
Kategori İslam Akaidi
Mahmud Hicazî’nin Furkan Tefsiri’nden:
Zulmedenlere meyletmeyin. Hiçbir hususta onlara dayanıp güvenmeyin. Zalimlere meyletmek apaçık bir zulümdür. Bu yasak, bizde yaygın halde bulunan manevi bir hastalığı tedavi etmektedir. Bu hastalık, ihtiyaçlarımızı gidermeleri ve çıkarlarımızı korumaları için büyüklere (devlet ileri gelenlerine) sığınmamızdır. Bunun için de onların etrafına sokulur, dalkavukluk ederiz. Hakkı gizler, iyiliği emretmez, kötülüğü yasaklamayız. Allah’ın dinine veya hukukuna tecavüz eden zalimdir. Ya kâfirlerle müşriklere ne dersiniz? Kendi kendilerine, başkalarına, milletlerine, vatanlarına zulmedenlere yönelmeyin. Aksi takdirde size cehennem ateşi dokunur. Allah’tan başka size faydası dokunacak dostlarınız da olmaz. Sonra Allah’tan başka size yardım eden de bulunmaz.
Hülasatü’l-Beyan Fi Tefsiri’l-Kur’an’dan:
Hülasa, zalimlere velev ki azıcık olsun bir meyille meyletmek ve onlara iltifat etmek caiz olmadığı, eğer azıcık bir meyille meyledilirse o meylin, cehennem ateşine sebep olacağı ve o meyilden hâsıl olacak azaptan Allah’tan gayri kurtaracak bir dost bulunamayacağı ve meylettikten sona meyledenlerin hiçbir kimse tarafından yardım olunamayacakları ve yardım olunmaları pek uzak olduğu bu ayetten müstefad olan fevaid cümlesindendir.
İslami anlamıyla hâkimiyetin dışında kalan her türlü hâkimiyet ve İslamın değer yargıları dışında kalan her türlü değerlendirmeye ad olan “cahilî hakimiyet”in mahiyeti hakkında İbni Kesir söz konusu ayet ile ilgili olarak şöyle der: Devamını oku







