Nisa Suresi 60. Ayeti

21 Mayıs 2010 Yazan  
Kategori Risaleler

Bilindiği üzere Nisa suresi 60. Ayet-i kerime’si bize tağut’un gerekirse tek bir insandan ibaret olabileceğini gösteren en açık ayetlerden bir tanesidir ki; bundan önce tağut nedir ve nasıl inkar edilmelidir konusunu zaten Kur’an bize diğer yedi ayetinde göstermişti.

Yani bu ayetten önce bizler zaten tağutu biliyor ve reddedilmesi, tanınmaması, uzak durulması gereken, yerine göre bir müessese, görüş, şeytan vb. olduğunu bildiğimiz gibi aynı zamanda bunun bir şahsiyet olabileceğini de bu ayet ile tanımış oluyoruz. Yoksa iddia edildiği üzere her şeyi bu ayet ile keşfetmiş ve tağut’a karşı nasıl duracağımızı bu ayet ile öğrenmiş değiliz, bu ayetle bir kez daha görmüşüzdür hepsi bu.

Böyle bir girişten sonra isterseniz ayet-i kerime’mizi bir kez daha ele alıp üzerinde getirilmek istenen şüpheleri ve tereddütleri ele alarak bu şüphe ve tereddütlerin kişilerin vesvesesi, dar kafalığı, basiretsizliği ve en önemlisi münafıklıkları olduğunu ortaya koyalım inşallah. Muvaffakiyet ancak Allah’u Teala’nın izniyledir, Rabbim muvaffak eylesin (amin)

أَلَمْ تَرَ إِلَى الَّذِينَ يَزْعُمُونَ أَنَّهُمْ آمَنُواْ بِمَا أُنزِلَ إِلَيْكَ وَمَا أُنزِلَ مِن قَبْلِكَ يُرِيدُونَ أَن يَتَحَاكَمُواْ إِلَى الطَّاغُوتِ وَقَدْ أُمِرُواْ أَن يَكْفُرُواْ بِهِ وَيُرِيدُ الشَّيْطَانُ أَن يُضِلَّهُمْ ضَلاَلاً بَعِيدًا

Elem tere ilellezîne yez’umûne ennehum âmenû bimâ unzile ileyke ve mâ unzile min kablike yurîdûne en yetehâkemû ilat tâgûti ve kad umirû en yekfurû bih(bihî) ve yurîduş şeytânu en yudıllehum dalâlen baîdâ(baîden). Devamını oku

Tağut’a Muhakeme Küfrü

12 Mayıs 2010 Yazan  
Kategori Mahkeme

Allah’a iman’ın ancak tağut’u ve dolayısıyla da buna bağlı olan -özellikle de muhakemeleri- kurumların reddi ile mümkün olabileceğine dair yazılarımız sitemizde yer almasına rağmen bazı fasık ve münafıkların özelden sorularına muhatap oluyoruz. Bunları ve zihniyetlerini o kadar iyi tanıyoruz ki daha soruyu soruş tarzlarından ne düşündüklerini hatta itaat ettikleri emirlerini bile anlayabiliyorsunuz! Özellikle de “sitenizdeki yazılarınızı okudum, çok güzeller… ancak tağut mahkemelerine gidilemeyeceğinin delili nedir?” şeklinde başta söylediğini yalanlayan ifadelerle sorular yöneltiyorlar.

Halbuki bu sitenin konularındanın hemen hepsinde Allah’u Teala’nın şeriatı dışında hükümler verenlerin kafirler, bu hükümleri reddetmeyenlerin veya bu hükümlerle muhakeme olma isteğinin kafirlik olduğunu beyan eden yazılarla doludur. Ancak fasıklık ve münafıklık bir kalbe girmeye dursun! yaklaşım şekilleri ile bakış açısı da bu münafıklık ve fasıklık kokusu ile bezenmiş bir halde basma kalıp soru veya düşüncelerle bizlere ulaştırılmaya devam ediliyor.

Nisa suresi 60. ayeti İslam devleti kurulduktan sonra inmiştir yani ayet Medeni’dir. Dolayısıyla da bu ayetin hükmü eğer islam devleti veya İslam’ın hükümlerinin baz alındığı bir sistem içinde geçerlidir” şeklinde bir ifade ile soru şeklinde geliyor. Ayet-i Kerime medeni olduğu kadar soruyu soranın da gayet Medeni münafık olduğu belli ki bunun için gaybdan haber almaya gerek yok, imamına ve temsil ettiği zihniyete bakmak yeterlidir. Devamını oku

Dini Delilleriyle Yaşamak Bölüm 5

10 Mayıs 2010 Yazan  
Kategori İslam Akaidi

Bütün bu farklı görüşlerin demokrasi mefhumunu kendi fikir ve ideolojilerinin ifadesi olarak göstermesinde belirli menfaat hesaplarının yattığını anlamak zor değildir. Fakat bu arada demokrasi denilen kavramın, nasıl farklı yön ve zihniyetlere çekilebilecek elastikiyete sahip olduğunu da fark etmek mümkündür!

Bir ikinci husus, demokratik seçimlerin sonucunda halkın, temsilcileri vasıtasıyla yönetime katılması hadisesi olmaktadır. Demokrasinin bu konuda da tam olarak gerçekleşemediği fark edilmektedir. Özellikle halkın siyasi partiler kanalıyla seçtiği milletvekillerini denetlemesinin mümkün olmaması bir yana; onunla normal şartlar altında bile görüşmesi zordur. Ve böyle bir temsil, şekli bir temsilden öteye geçememektedir.

Üçüncü husus; Demokraside düşünülmesi gerekli bir konu da, ferde tanınan aşırı hürriyettir. Birçok araştırmacılar batı demokrasisinin fert ve toplumu, dejenere olabilecek ölçüde bir hürriyet serbestliğine ulaştırmış olduğu kanaatindedirler. Bu noktada topluma zarar veren görüş, davranış ve çalışmalar; ferdi hürriyete engel olunur iddiasıyla serbest bırakılacaktır. İşte demokrasi anlayışının sınır tanımayan veya sınır koysa bile, ferdi hürriyeti ihlal edebildiği iddiası ile ortadan kalkabilecek tarzdaki varlığı, toplumdaki insanların dejenere olmasına yol açıp bozulmayı hızlandıran bir boşluğa sahiptir. Devamını oku

Sonraki Yazılar »