Kıble Ehli ve Tekfir
30 Mayıs 2010 Yazan Ebu Hamza
Kategori İslam Akaidi
Kıble Ehli, Tahavinin sözü: Kıblemize yönelenler müslüman ve mü’min olarak isimlendiririz. ilerde acıklanacak; Taki Rasulullah’ın getirdiğini kabul ettiği bildirdiklerini doğruladıkları müddetçe. Rasulullah (s.a.s) şöyle buyuruyor: “Kim bizim namazımız gibi namaz kılarsa ve bizim kıblemize göre kılarsa, bizim kestiğimizi yerse o müslümandır. Bize ne hak varsa orada vardın. Bizim ne sorunluğumuz varsa orada vardın.” (Buhari)
Bu sözünde iman ile islamın bir olduğuna işaret etmektedir. Müslüman ise büyük günah işlediğinde onu helal saymadıkça islamdan çıkmayacağına işaret etmektedir. Kıblemize yönelenlerden kasıt müslüman olduğunu söyleyen namaz kıldığında kabeye yönelen kişi velev ki bidatçi veya büyük günah işleyenlerden olsun. Bu ehli kıbledir. Ancak Rasulullah’ın getirdiklerinin hiç bir tanesini yalanlamadığı müddetçe bir günahtan dolayı onu helal saymadıkça kıblemize yönelenleri tekfir etmeyiz. İslam ve iman birdir. Temelleri aynıdır.
Tahavi şöyle diyor:Allah’ın zatı hakkında cedelleşmeyiz. Allah’ın dini konusunda kimseyle kavga yapmayız. bu sözde kelamcıların batıl görüşlerine işaret edilmektedir. Bu batıl görüşlerin hakkında konuşmamak gerektiğini bildiriyor. Onları kötülüyor ve ilimlerinin batıl olduğunu bildiriyor. Onlar Allah hakkında delilsiz konuşuyorlar. Onlarla tartışmamak uzak olmak gerekir. Allah (c.c) şöyle buyuruyor: Bunlar, sizin ve atalarınızın taktığı adlardan başka bir şey değildir. Allah onlara hiç bir güç indirmemiştir. Onlar kuruntudan ve nefislerin arzu ettiği hevadan başkasına uymuyorlar. Halbuki kendilerine Rabblarından hidayet gelmiştir.”(Necm: 23) Devamını oku
Müşrik Demekten Korkanlar
Şirk veya İslâm’ın niteliklerini belirleme açısından, bu dinin şeriatiyle itikadı arasında hiç bir fark yoktur. Hatta bu anlamda şeriat, itikattan bir parçadır. Daha kısa ifadesiyle şeriat, itikat demektir. Çünkü şeriat, itikadın pratikteki tercümesidir. Bu gerçek Kur’an-ı Kerim’de böylece tecelli etmiştir. Gerçek şu ki, “din kavramı”, bu dinden kimselerin gönlünden uzaklaşmış bulunmaktadır. Düzenli olarak gerçekleşen bu kopuş, çirkin ve barbarca pek çok yöntemin kullanıldığı uzun çağların ürünüdür. Bugün “hakimiyet” sorunu – bırak bu dine hiç bir değer vermeyen sapıtmış düşmanları – bizzat İslâm’ı savunan kimseler tarafından bile itikattan ayırdedilmiştir. Akideden ayrı bir şey olarak düşünülmektedir. Hakimiyete, akideye duydukları ölçüde ilgi duymayan bu insanlar, hakimiyeti tanımamayı, dinden çıkış saymamaktadırlar. Oysaki bir itikat veya ibadeti tanımayan kimseleri din dışı sayanlar da aynı kimselerdir.
Gerçekte bu din; itikat, ibadet ve şeriati birbirinden ayırmayı reddetmektedir.
Eğitilmiş odakların çağlar boyu süren çalışmaları sonunda “hakimiyet” sorunu, ne olduğu belirsiz bir biçime girmiştir. Bu dinin en yaman savunucuları bilinen kimselerin bile kabullendikleri bir biçime… Devamını oku
Mahkemeci Tevhidciler!

Hamd, Rahman ve Rahim olan Allah’a mahsustur. Salat ve selam Muhammed -sallallahu aleyhi vessellem-e onun ashabına ve ailesine olsun.
Günlerdir bir Ayet-i Kerime ve onun etrafında koparılmaya çalışılan nifak ve fitne fırtınasına cevaplar vermek, hala Hakk’ın kendisine basiret nasip etmiş olabilecek insanların olabileceğini düşünerek yaazılan makale ve tespitleri yayınlamaktayız. Zamanında gülüp geçtikleri, müşriklerin delil diye öne sürdükleri hezeyanlara basiret gözü ile bakan bir topluluğun parçası olan kesimin, şimdi o gülüp geçtikleri müşriklerin safında onların da dile getirdikleri şekilde konuşmalarına delil çıkarmak her ne kadar içimizi burksa da yine de Allah’u Teala’nın emri yeri gelmesi açısından ve belki de tekrar imanlarına vesile olmak adına farklı bir üslup ve tarzda bir yazı yazmak daha nasip oldu. Rabbim inşaallah bu, akıllarını, dinlerini ve imanlarını bilgisizce ve sorgusuzca bir kişinin eline teslim eden tıpkı zamanında çok eleştirdikleri taassub ehlinin içinde bulunduğu taassub ve inattan kurtararak ınlara hidayet yolunu nasip etsin. (Amin)
Lafı fazla uzatmaksızın hemen konuya girmek gerekirse konuya bahis unsuru olan “Tağut’un mahkemelerine başvurma konusu ile beraber temyiz” meselesindeki yanılgı ve Sırat-ı Müstakim’den sapmaya sebebiyet olacak şekilde yorumlanan Nisa suresi 60. Ayet-i Kerimesi’nin izahını yapmaya çalışacağız. Rabbim muvakkah etsin inşaallah. Devamını oku







