Camiye Şeriat Giremez!
Allah’u Teala’nın hükümlerinin sosyal, kültürel, ekonomik sahalardan bir bir sökülüp atıldığı camilere bel’am’ların atandığı, peşinde saf duranlara demokrasi sevgisi zerk edilmek sureti ile müşrikleştirildiği günümüzde artık açıktan açığa “camilere dahi Allah’u Teala’nın hükümleri giremez” denmeye başlandı. Dün, tüm yazılı ve görsel medyaya düşen haber artık bu milletin, kendisini Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem)’ın ümmetinden görme cüretini gösteren bu milletin bir an önce gaflet uykusundan uyanmasının gerekliliğini bir kez daha gün yüzüne çıkardı.
Ama bu sistem öyle bir sistem ki kendisini Müslüman olarak tanımlayanları bizzat Şeriat düşmanı yapıyor da yine de bu düşmanlığı gösterenler içinde bulunduğu durumu farkedemiyor. Basiretler körelmiş gözler perdelenmiş, kulaklar mühürlenmiş tıpkı Bakara Suresi 7. Ayet Mealinde olduğu gibi “Allah kalblerini ve kulaklarını mühürlemiş ve gözlerine bir perde inmiştir ve bunların hakkı azîm bir azaptır” akın akın azaba koşuyorlar da hala akledemiyorlar. Devamını oku
Mahkeme ve Tereddütler 1
Aslında başlık “Mahkeme Konusunda Getirilen Tereddütler” olacaktı ki başlık kısmına sığmayacağı için bu alt başlık olarak içeriğe eklenmiştir. Bu konumuz, mahkeme konusunda belli şartlara göre caiz olduğunu iddia edenlerin görüşleri ve hakem tayin etme ile ilgili olarak öne sürülen delillerin tetkiki ve yanlış anlaşılmaların dikkatlice incelenmek sureti ile beyanı noktasında olacaktır.
İddia:
Hanefi alimlerinden bazıları iki hâkimden biri müslüman biri zımmi olması ve müslümanın lehine hüküm vermeleri durumunda bu mahkemeyi caiz sayıyorlar. Amma, bir hâkim varsa ve o da zimmi ise ona baş vurmayı caiz saymıyorlar…
Lakin, müslümanlar zimmiyi hâkim tayin etseler buna hanefilerden hiç birinin bu hâlinden yani zımmiyi hakim tayin ettiğinden dolayı o müslümanın küfründen-kafirliğinden-mürtedliğinden-yada dinden bir şekilde çıktığından söz ettiğini bilen varsa söylesin… Devamını oku
Mahkemeye Cevaz Reddiyesi 2
Öncelikle yazımızın birinci bölümünü okumayanlar mahkemeye cevaz reddiyesi 1 isimli konudan başlaması çok daha uygun olacaktır.
Üçüncü Bölüm: İbn Hazm Kimdir?
İbn Hazm (rahimehullah)’ın aşağıdaki sözleri kendisinin murad ettiği şekilde anlayabilmek için öncelikle onu ve fıkhını az da olsa bilmek gerekmektedir.
İbn Hazm’ın asıl adı: Ali b. Ahmed b. Said b. Hazm b. Galib b. Salih b. Halef b. Ma’den b. Süfyan b. Yezid el-Farisi el-Endülüsi el-Kurtubi el-Yezidi’dir. (ez-Zehebi, Siyer’u A’lam’u Nubela: 18/184 [Beyrut, Muessesetü’r-Risale, ts] ) 384/994 yılında doğmuş, 456/1064 yılında vefat etmiştir.
İbn Hazm (rahimehullah) hem asli hem de fer’i meselelerde nass’ların zahirine itibar eder. Nassların zahirleri gibi delaletlerinin de açık olduğunu savunur. Akideye ait meselelerde nassları tevil etmeksizin zahiri üzerine alır. Ahad hadisi, akideye ve fıkha ait meselelerde delil olarak kabul eder. Taklidi, avam için dahi reddeder ve bunun haram olduğu görüşünü benimser. Bu konuda şöyle der: Devamını oku







