Mahkemeye Cevaz Reddiyesi 2

07 Ekim 2010 Yazan  
Kategori Risaleler

Öncelikle yazımızın birinci bölümünü okumayanlar mahkemeye cevaz reddiyesi 1 isimli konudan başlaması çok daha uygun olacaktır.

Üçüncü Bölüm: İbn Hazm Kimdir?

İbn Hazm (rahimehullah)’ın aşağıdaki sözleri kendisinin murad ettiği şekilde anlayabilmek için öncelikle onu ve fıkhını az da olsa bilmek gerekmektedir.

İbn Hazm’ın asıl adı: Ali b. Ahmed b. Said b. Hazm b. Galib b. Salih b. Halef b. Ma’den b. Süfyan b. Yezid el-Farisi el-Endülüsi el-Kurtubi el-Yezidi’dir. (ez-Zehebi, Siyer’u A’lam’u Nubela: 18/184 [Beyrut, Muessesetü’r-Risale, ts] ) 384/994 yılında doğmuş, 456/1064 yılında vefat etmiştir.

İbn Hazm (rahimehullah) hem asli hem de fer’i meselelerde nass’ların zahirine itibar eder. Nassların zahirleri gibi delaletlerinin de açık olduğunu savunur. Akideye ait meselelerde nassları tevil etmeksizin zahiri üzerine alır. Ahad hadisi, akideye ve fıkha ait meselelerde delil olarak kabul eder. Taklidi, avam için dahi reddeder ve bunun haram olduğu görüşünü benimser. Bu konuda şöyle der: Devamını oku

Zatu Envat ve Mahkeme

04 Haziran 2010 Yazan  
Kategori Risaleler

Nasıl olur ve nasıl irtibatlandırılır? demeyin! İnsan istedikten sonra ve bir de üstüne üstlük zaten minareyi çalmış durumundaysa mecburen, haksız bir iddia da olsa kılıf biçmek için irtibatlandırır. Bu irtibatı zatu envat hadisi ile irtibatlandıranların Fahreddin Razi’nin Nisa suresi 60. Ayeti hakkındaki görüşlerini açıklarken “Bir küfür gibi” cümlesinin “gibi”sinden bu irtibatlandırmayı yaparlar. Fahreddin Razi’nin ilgili görüşünü bir başka konuya bırakacağımızı burada üstün körü değinmemizin sebebinin ise sadece “küfür gibi” ifadesi olmasından ötürü okuyucunun anlamasını kolaylaştırması için belirttik. İddia edenler zatu envat hadisi ile delil getirirken tağut’un mahkemesine gitmenin ancak bir “küfür fiili gibi” olduğunu dolayısı ile gerçek küfür olmadığını belirtmeleri sebebiyledir.

Günümüzde Tevhid Ehli olduğunu iddia eden bu kişiler “cehalet” konusunda yaslandıkları, ancak kendilerine bir delil olmaktan çok aleyhlerine bir delil olan Zat’u Envat hadisine sarılan bir başka müşrik grubu olarak önümüze gelmiş bulunuyor.

Onlara göre tağut’un mahkemelerine bir Müslüman gaspedilen bir hakkını almak için, o mahkemelerin tağutluğunu inkar etmeksizin, verdiği hükümün de İslam’a göre uygun bir hüküm olmayacağını bilerek gitmesinin küfür fiili olmayacağıdır. İşte bu yazımızda da bu iddia ve iddia’ya konu olan Zat’u Envat hadisini ele alıp aslında mahkemeci tevhidciler’in iddiasının kup kuru bir zan ve ilime dayanmaksızın ortaya attıkları bir iddiaları olduğunu göreceğiz inşallah. Devamını oku

Tevhid Nedir?

09 Mayıs 2010 Yazan  
Kategori Kavramlar

Tevhid, Allah’ı (c.c.) zatında, fiillerinde, isim ve sıfatlarında birleyip, bütün ibadetleri yalnızca O’na yapmaktır. Tevhid şu üç çeşidi ile bir bütündür.

1- Rububiyyet Tevhidi: Allahu Teala’nın yaratan, sahip olan, öldüren, yaşatan, dirilten, rızıklandıran, yöneten, fayda ve zarar veren, dualara icabet eden, kaza ve kaderi takdir eden olduğuna inanmaktır. Rasulullah’ın (s.a.v.) dönemindeki müşrikler tevhidin bu türünü kabul ediyorlardı. Fakat bu, onların İslam’a girmeleri için yeterli değildi. Maalesef bugünkü insanların durumu da bundan farklı değildir.

2- Uluhiyyet Tevhidi: İbadetin yalnızca Allah’ın (c.c.) hakkı olduğuna inanmaktır. Hiçbir ibadeti az dahi olsa Allah’tan (c.c.) başkasına yapmamaktır. Yasama yetkisini de sadece ve sadece Allah (cc)’a ait kılmaktır. Rasulullah’ın (s.a.v.) dönemindeki müşrikler tevhidin bu türünü kabul etmiyorlardı.

3- İsim ve Sıfat Tevhidi: Allah’ın (c.c.) kendini Kur’an’da vasfettiği, Rasulullah’ın (s.a.v.) sahih sünnetlerinde bizlere açıkladığı üzere, bütün noksanlıklardan uzak, yani kemal sıfatlara sahip olduğuna, mahlukata benzemediğine inanıp, bu isim ve sıfatları artırmadan, azaltmadan, saptırmadan, sapık tevillerle tevil etmeden, iptal etmeksizin, örnek ve nasıllık vermeksizin ve mahiyetini araştırmaksızın olduğu gibi kabul etmektir. Allah’ın (c.c.) sıfatları zatının mahiyetine bağlıdır. Bizler Allah’ın (c.c.) zatının mahiyetini idrak edemeyeceğimiz için, bu konuda soru sormak doğru değildir. Devamını oku

Sonraki Yazılar »