İslamda Askerliğin Hükmü 4

09 Mayıs 2010 Yazan  
Kategori Askerlik

Şeyhu’l İslam İbni Teymiyye’nin üzerinde bulunduğumuz mesele ile alakalı ikrah konusu hakkında çok güzel bir açıklaması vardır. Şöyle ki, bir Müslüman’ın savaşa çıkmaya zorlansa bile kafirlerin safında savaşmasının caiz olmadığını beyan ederken şöyle demektedir: “Bundan maksat, fitne dönemimde savaşa zorlananların savaşmasının caiz olmaması ve hatta silahını bozup mazlum olarak öldürülene dek sabretmesinin gerekliliğidir. Öyleyse zekat vermeyenler, mürtedler vb. İslam şeriatına karşı çıkan bir grupla Müslümanlar’a karşı savaşmak üzere yola çıkarılan kimsenin durumu nasıl olur? Kuşkusuz böyle bir durumda olan bir kimse savaş meydanına zorla getirilse: Müslümanlar onu öldürseler bile savaşmaması gerekir. Örneğin kafirlerin, Müslümanlarla savaşması için böyle bir kimseyi kendi saflarına zorla getirmeleri yada birisini masum olan bir Müslüman’ı öldürmeye zorlamaları gibi bir durumda; Müslümanların ittifakı ile –ölümle tehdit etse bile- onu öldürmesi caiz değildir. Çünkü masum olan bu kişiyi öldürmekle kendisini koruma altına alması bunun aksinden daha iyi değildir. Kendisinin öldürülmemesi için zulüm ile onu öldürmesi hiçbir şekilde caiz değildir. Hatta böyle bir şey yapacak olursa Ahmed, Malik ve iki görüşünden birisinde Şafii gibi alimlerin bir çoğunun yanında kısas hem zorlayana hem de zorlanana uygulanır. Ebu Hanife ve Muhammed gibi diğerlerinin yanında ise kısas sadece zorlayanadır. Züfer gibi bazı ilim adamları da demişler ki, kısas sadece zorlananadır. Ebu Yusuf ise kısas yerine diyet ile tazminatı gerekli görmüştür, kısası gerekli görmemiştir.”

Şeyhu’l-İslam İbni Teymiyye, “Minhacu sünnetun-nebeviye fi nakdi kelamuş-şiatil kaderiye” adlı eserinde; zorla da olsa. Müslümanlara karşı savaşmak için müşriklerin safında savaşa çıkan kimsenin kafir olacağını, kafirlere uygulanılan hükmün ona da uygulanacağını ve kıyamet günü niyeti üzerine diriltileceğini ifade etmiştir. Şöyle diyor: “Bazen savaşırlarken, aralarında imanını gizleyen bir mümin bulunabilir. Onlarla birlikte savaşa katılmıştır veya hicret imkanı bulamadığı için savaşa zorla çıkarılmıştır.
Devamını oku

İslamda Askerliğin Hükmü 3

09 Mayıs 2010 Yazan  
Kategori Askerlik

Altıncısı: İbni Şahin, Barudi, Taberani ve Semeveyh’in; Zühri’nin Urve’den onun da Abdurrahman b. Ebi Belte’a yolu ile rivayetlerinde şöyle demektedir: “Hatıb aslen Yemenli olmakla birlikte Zübeyir’in sözleşmelisiydi. Resulullah (s.a.v)’in ashabından ve Bedir’e katılanlardandı. Onun kardeşleri ve oğulları Mekke’deydi ve Hatıb Medine2den Kureyş’in ileri gelenlerine bazı öğütler içeren bir mektup yazdı.” Hadis’i Ali (r.a)’nınkine benzer şekilde aktardıktan sonra şöyle dedi: “Hatıb şöyle dedi: “Allah’a yemin olsun ki, Müslüman olduğumdan beri hiçbir zaman Allah’ın dininden şüphe etmedim. Fakat ben yabancı birisiydim ve benim Mekke’de oğullarım ve kardeşlerim vardı…” Ve sonunda şunu ziyade etti: “Bunun üzerine Allah’u Teala “Ey iman edenler benim ve sizin düşmanlarınızı veriler edinmeyin…” ayetini indirdi. Bunu İbni Merdeveyh Enes hadisinde rivayet etmiştir. Ve bu rivayette ayetin iniş sebebi de geçmektedir. Yine İbni Şahin bu hadisi kuvvetli bir senet ile İbni Ömer yoluyla da rivayet etmiştir. (El-İsabe fi temyizi sahabe’de Hatıb b. Ebi Belte’a’nın hayat tercümesine bakılabilir.)

Öyleyse kafirleri veli edinmenin, Müslümanlara düşmanlık yapmanın, tağutlara destekçi olmanın ve mücahid’lere karşı savaşta onlarayardımcı olmanın ve yineMüslümanlara galip gelmesi için tağutların işlerindekullandıkları kimselerin halleri nice olur? Böylesi bir durumdaki bir kimsenin üzerine riddet ve nifak hükmününuygulanması çok daha uygun olur. Devamını oku

İslamda Askerliğin Hükmü 2

09 Mayıs 2010 Yazan  
Kategori Askerlik

Tağutların Destekçilerinin ve Yandaşlarının Küfrünün Delilleri

Kitaptan ve sünnetten bir çok delil bunun hükmünün böyle olduğunu göstermektedir. Bunlardan bazılarını zikredecek olursak:

Birinci Olarak: Kur’an-ı Kerim’den:

1)      Allah’u Teala’nın şu buyruğudur: “Kim tağutu inkar eder ve Allah’a iman ederse kopması mümkün olmayan sapasağlam kulpa yapışmıştır. Allah işitir ve bilir.” (Bakara: 256)

Allah’u Teala, imanın sahih olmasının şartını tağutu inkara bağlamıştır. Kim tağutu inkar etmezse iman sözü, tağutu inkar etmediği sürece sahih olmayacaktır. Tağutların destekçileri ve yandaşları olanlar ise Allah’u Teala’nın emretmiş olduğu tağutu inkarı yerine getirmemişlerdir. Ve böylece tağuta iman etmekle Allah’ı inkar etmiştir.

2)      “Allah iman edenlerin dostudur, onları karanlıktan aydınlığa çıkarır. Kafirlere gelince, onların dostaları da tağuttur, onları aydınlıktan alıp karanlığa götürürler. İşte bunlar cehennemliktirler. Onlar orada ebedi olarak kalırlar.” (Bakara: 257)

Allah’u Teala bu ayette tağutların velilerinin yani dostlarının, destekçilerinin ve yardımcılarının kafirler olduğunu beyan etmiştir. Buradan anlaşılmaktadır ki onlara destek olanlar veya yardım edenlerde onlar gibi kafirdir. Devamını oku

« Önceki YazılarSonraki yazılar »