Vela ve Bera Nedir?

27 Mayıs 2010 Yazan  
Kategori Kavramlar

Velâ: Bu kelime lügatte aşağıdaki manâlarda kullanılmıştır. Lisanu’I Arab adlı lügatte şu ifadeler yer almaktadır: “Muvalât; İbn A’râbî-nin de söylediği gibi: “İki kimsenin bir birbirleriyle çekişmesidir ki, aralarını bulmak için üçüncü bir kimsenin devreye girmesidir. İşte araya giren bu üçüncü kimseye şöyle denir. Ona yöneldi de kendisine dost­luk ve sevgi gösterdi. Meselâ falan kimse filan kimseye dostluk gös­terdi denilir ki bu, onu sevdi manasınadır.

Mevlâ: Bu bir çok manâlara gelen bir kelimedir. Bu manâları şöy­lece sıralayabiliriz; Rabb, Malik, Seyyid, Efendi, nimet veren, azadli köle, yardım eden (yardımcı), Tabi (uyan, tabi olan), komşu, antlaş-mali (müttefik), amca çocuğu, Akîd (idareci, asker), hısımlık-akrabalık, kul (köle), azadeden (özgürlük veren), kendisine nimet verilen.

Bütün manâlara dikkat olunacak olunursa, bunun sevgi ve dost­luk esasına dayandığı görülecektir.[1]

Velayet: Kişinin nesebi (soyu) üzerindeki yetkisi, yardım ve köle azadetme yetkisi gibi. Devamını oku

Ashab-ı Meymene Nedir?

26 Mayıs 2010 Yazan  
Kategori Kavramlar

“Meymene”; bereket, saâdet, mutluluk ve uğurluluk demektir. Sağ taraf ve sağ kol anlamına da gelir. Sağ taraf, meclis ve mahfillerde saygı yeridir. Ashâb-ı Meymene; saygı mevkiinde bulunan yüksek haysiyet sahipleri, kendilerine ve başkalarına yararı dokunan bereketli insanlar anlamlarına gelir.

Kıyamet kopunca insanlar üç kısım olacaklardır: Ashâb-ı Meymene, Ashâb-ı Meş’eme ve Sâbıkûn (îmân ve itâatte öncü olanlar) (Vâkı’a, 56/7-10) Ashâb-ı Meymene; Beled sûresinde köle azat eden, yetimi, yoksulu ve aç insanı doyuran, îmân edip sabrı ve merhameti birbirine tavsiye eden kimseler olarak tanıtılmıştır (Beled, 90/13-18). Ashâb-ı Meymene, Vâkı’a sûresinde, Ashâb-ı Yemin olarak ifade edilmiştir (Vâkı’a, 56/27, 38, 90-91). Devamını oku

Belam Nedir?

17 Mayıs 2010 Yazan  
Kategori Kavramlar

Hz Musa (as) zamanında yaşamış ve sonradan irtidat etmiş olan ilim adamı

A’raf suresinin 175-176′ncı ayetleri münasebetiyle ismi çeşitli tefsir ve tarih kitaplarına girmiş olan Bel’am İbn Bâura (veya Bel’am İbn Eber)’ nın, İsrâiloğulları’ndan, devler ülkesinden, Yemen diyarından veya Ken’an ilinden Allah’ın dinini öğrenmiş, ilim ve irfan sahibi, duası müstecap, yanında Allah’ın ismi a’zamı bulunan ve fakat sonradan itaatsızlığa düşmüş bir kimse olduğu şeklinde rivayetler vardır Her ne kadar Lût (as)’ın kızlarından biri ile evlenmiş olduğu söylenirse de, bunun Yahudiler tarafından müslümanlar aleyhine uydurulmuş bir iftira olduğu bilinmektedir (Taberî, Tefsiru’t-Taberî, Mısır, 1373/1954, IX, 119-120; Fahruddin er-Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb, Mısır, 1308, XV, 54; D B Macdonald, İA, “Bel’âm İbn Bâura” Mad)

Bel’am’a konu teşkil eden ayet meâlleri şöyledir: ” Habibim! Onlara, şeytanın peşine taktığı ve kendisine verdiğimiz âyetlerden sıyrılarak azgınlardan olan kişinin olayını anlat Dileseydik, onu âyetlerimizle üstün kılardık; fakat o, dünyaya meyletti ve hevesine uydu Durumu, üstüne varsan da, kendi haline bıraksan da, dilini sarkıtıp soluyan köpeğin durumu gibidir İşte ayetlerimizi yalan sayan kimselerin hâli böyledir Sen onlara bu kıssayı anlat, belki üzerinde düşünürler “ (A’raf, 7/175-176) Devamını oku

Sonraki yazılar »