Öyle Bir Rüya Gördüm Ki!
Bugün öyle bir rüya gördüm ki, hem de gözleri açık
Allah (azze ve celle) izin verirse bu riyamı sizlerle paylaşmak istiyorum. Allah’u Teala hayırlara vesile kılsın inşaallah.
Rüyamda bir Müslüman topluluğunun içindeydim, o topluluktaki herkes namaz vakti konusunda o kadar hassastı ki yahudilerin balıkları gibi dükkanlarına doluşan müşterilerinin yoğunluğuna aldırmadan namazlarının vaktini yine de geçirmiyorlardı. İşlerine gösterdikleri önem ve ehemmiyetin kat kat fazlasını Müslüman kardeşlerine gösteriyorlardı. Kardeşleri arasında ziyaretleşeceklerinde mutlak suretle fakirler yahut durumu çok daha az iyi olanları önceliyorlar, onların hallerini hatırlarını sormayı asla ihmal etmiyorlardı. Bir Müslümandan eğer 1 aydan fazla haber alamadıkları olduğunda kendisinden gidip helallik istiyorlar, “ama o gelmiyor” demeden onu Allah (azze ve celle) için sevdiklerini gösteriyorlarlardı. Birbirlerine asla kaş göz işareti ile yahut yanındakini hafifçe dürterek “kalk gidelim, hadi yeter, sıkıldım, şuna bak!” anlamına gelecek şekilde işaretleşmiyorlardı.
İşlerinin biraz olsun düşeceğini bilmelerine rağmen Pos cihazı gibi kendilerini bankaların bir çalışanı haline getirmiyor, müşterilerini “bunlar müşrik, bunların malı helal, o zaman kandırabiliriz” gibi bir düşüncede olmaksızın (her ne kadar doğru da olsa) o kadar dürüst davranıyorlardı. Çalıştıkları için Allah’u Teala onlara mal ve para veriyordu, onlar ise dünün fakirleri, ellerinde hiç bir şeyleri olmayan kişiler olduklarını unutmaksızın takvaya sarılarak ihtiyaç sahiplerinin ihtiyaçlarını “cömertçe” gideriyorlardı. Hatta öylesine ki kendi evlerine almadıklarını, kendi çocuklarına giydirmediklerini, kardeşlerine götürüyorlardı. Malın en iyisini seçiyorlardı, sadakanın da en iyisini… Devamını oku
Camiye Şeriat Giremez!
Allah’u Teala’nın hükümlerinin sosyal, kültürel, ekonomik sahalardan bir bir sökülüp atıldığı camilere bel’am’ların atandığı, peşinde saf duranlara demokrasi sevgisi zerk edilmek sureti ile müşrikleştirildiği günümüzde artık açıktan açığa “camilere dahi Allah’u Teala’nın hükümleri giremez” denmeye başlandı. Dün, tüm yazılı ve görsel medyaya düşen haber artık bu milletin, kendisini Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem)’ın ümmetinden görme cüretini gösteren bu milletin bir an önce gaflet uykusundan uyanmasının gerekliliğini bir kez daha gün yüzüne çıkardı.
Ama bu sistem öyle bir sistem ki kendisini Müslüman olarak tanımlayanları bizzat Şeriat düşmanı yapıyor da yine de bu düşmanlığı gösterenler içinde bulunduğu durumu farkedemiyor. Basiretler körelmiş gözler perdelenmiş, kulaklar mühürlenmiş tıpkı Bakara Suresi 7. Ayet Mealinde olduğu gibi “Allah kalblerini ve kulaklarını mühürlemiş ve gözlerine bir perde inmiştir ve bunların hakkı azîm bir azaptır” akın akın azaba koşuyorlar da hala akledemiyorlar. Devamını oku
Mahkemeye Cevaz Reddiyesi 3
Risalemizin birinci kısmı olan Mahkemeye Cevaz Reddiyesi 1 ve ikinci kısmı olanMahkemeye Cevaz Reddiyesi 2 kısımlarından başlamanız konu bütünlüğü açısından önemlidir.
İbn Kesir ve İbn Kayyım’ın da ifade ettikleri üzere Allah Subhanehu ve Teala, ayet-i kerimesinde ‘hayır’ ve ‘iman etmiş olmazlar’ nefy (olumsuzluk edatlarını tekrar ederek ve yine aynı şekilde ‘rabbine yemin olsun ki’ diye kendi, mukaddes nefsine yemin ederek ihtilaf halinde Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’ı hakem yapmayanların imanlarının olmadığını kesin bir dille vurgulamaştır. ‘Hayır’ anlamına gelen ‘La’nın yeminden önce gelmesi, onların imanlarını yok saymaya ve onun oldukça güçlü bir nefy olduğunu açıklamak içindir. Ve yine kasem, yani yeminden sonra nefy edatı olan ‘La’nın tekrar zikredilmesi, onların imanlarının olmadığını tekrarlamak ve manayı daha da kuvvetlendirmek içindir. Yani o kimseler “kesinlikle ve kesinlikle kendilerini küfürden kurtarıcı bir şekilde iman etmiş olmazlar” demektir. Bu sebeple ifade de mutlak iman yani imanın hakikati nefyedilmektedir. Bu ifadeyi kemali iman olarak tefsir etmek caiz değildir. Nitekim İbn Hazm (rahimehulah) bu ayeti zikrettikten sonra şöyle demektedir: “Bu ayet zahir (açık) bir nasstır. Tevil ve tahsis edilemez. Bunu açık manasından başka manaya çeken bir başka ayet veya ‘tam iman etmiş olmaz’ şeklinde tahsis edilecek her hangi bir destek veya delil yoktur.” (İbn Hazm, el-Milal-ven-Nihal: 3/138-139, Kahire, Mektebetu’l-Hancı, ts.) Devamını oku







